﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><channel><title>Makaleler</title><link>http://www.atabeyhnk.com/</link><description>Okulumuz sitesinin makale bölümü.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       </description><copyright>Copyright 2010. Her hakkı saklıdır.</copyright><item><title>Düşünmek mi? O da ne?</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Zamanın birinde gen&amp;ccedil; bir m&amp;uuml;teşebbis olmaya &amp;ccedil;alışıyordum. &amp;Ccedil;ok azimli hırslı ve heyecanlıydım. Tam da bu sıralar orta yaş &amp;uuml;st&amp;uuml; bir iş adamıyla yollarımız kesişti. &amp;Ccedil;ayını kahvesini i&amp;ccedil;mek i&amp;ccedil;in sık sık ziyaretine gider, iş tecr&amp;uuml;belerinden faydalanmaya &amp;ccedil;alışırdım. Yine rutin ziyaretlerimin birinde bana şunu s&amp;ouml;yledi; - &amp;ccedil;ok da d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeden bir şeyler yapmaya &amp;ccedil;alıştığımı g&amp;ouml;rm&amp;uuml;ş olduğundan olacak- &amp;ldquo;eğer iyi bir şeyler yapmak istiyorsan kendine d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek i&amp;ccedil;in zaman ayır.&amp;rdquo; Ben şu an o zamana ne kadar muhtacım! Tabi ben, o zamanlar bu sarf edilen s&amp;ouml;zlere pek de anlam veremedim. Beni başından savmak istediğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m. Aradan yıllar ge&amp;ccedil;ti ; anlayamadığım o s&amp;ouml;zlerin ne derin anlamları olduğunu , şimdi fark ediyorum. Hep bir şeyler yaparız ; bir şeyler s&amp;ouml;yleriz de , ne kadar , yaptıklarımızı ve s&amp;ouml;ylediklerimizi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r&amp;uuml;z. Evvela bunu yapmamız gerekmez mi ? Belki de &amp;ldquo; bizim yerimize d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nenler var&amp;rdquo; diyoruz. Doğru! D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nenler var elbet . Ancak her şeyde olduğu gibi bu meselede de y&amp;uuml;k&amp;uuml; hep başkalarına y&amp;uuml;kleme alışkanlığını devam ettiriyoruz. Bu ağırlığın altında ezilmelerinden hi&amp;ccedil; de gocunmuyoruz ; ibretlik hikayelerinden , kıssalardan hi&amp;ccedil; kendi torbamıza koymuyoruz. Acaba d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeyi bir acziyet alameti olarak g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;zden mi ? ya da değersiz&amp;hellip; Hepimiz biliriz kıssayı; Nasrettin hoca pazara gider de , orada bir kuşun beş altına satılmak istendiğini , etrafında da onlarca insanın işini g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; bırakıp , toplandığını g&amp;ouml;r&amp;uuml;r . Koştuğu gibi eve , kapar hindiyi gelir, adamın yanına durur . beş altına diye bağırır. Herkes alay eder , Hi&amp;ccedil; bir hindi beş altın eder mi diye. Hoca , s&amp;ouml;ylenenlere , hemen cevabı yapıştırır. &amp;ldquo;o insan gibi konuşuyorsa, bu da adam gibi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r.&amp;rdquo; Herkes başka t&amp;uuml;rl&amp;uuml; yorumlar da , ben, konuşmanın paha ettiği, d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmenin alay konusu olduğunu anlıyorum. Halbuki bunun b&amp;ouml;yle olmadığını biliriz. Hatta ş&amp;ouml;yle deriz :&amp;rdquo;s&amp;ouml;z g&amp;uuml;m&amp;uuml;şse , s&amp;uuml;kut altındır. Kırk d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n bir konuş.&amp;rdquo;daha nicesi. D&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;leri, d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceden &amp;ccedil;ok , d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncenin değer g&amp;ouml;rmemesi yıpratıyor kanaatindeyim. Neyse, şimdiye kadar &amp;ccedil;ok konuştuk, biraz da d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nelim mi ? Ya da , d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek zor zanaat be&amp;hellip;&lt;/div&gt;</description><pubDate>2010-03-02T23:04:11.0430000+02:00</pubDate><Author>Sezgin CELEP</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=7&amp;k=7a437872-f3d8-4f90-9d40-c71a985ebdb7</link></item><item><title>Ayna Olmak Ya da Aynaya Bakmak</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aynalar kendisine bakanları ne kadar da tarafsız g&amp;ouml;sterirler. Hi&amp;ccedil;bir beklentisi olmadan ne yansıdıysa onu sergilerler. Sırlı camlarının &amp;ouml;n&amp;uuml;nde, her bakana, kendini olduğu gibi g&amp;ouml;sterirler. Masallardaki aynalar yok tabi şimdi. Bize, bizi olduğumuzdan farklı; g&amp;uuml;zeli &amp;ccedil;irkin, &amp;ccedil;irkini g&amp;uuml;zel g&amp;ouml;sterecek. Hoş g&amp;uuml;zellik ve &amp;ccedil;irkinlik kavramları da tartışılır ya. Kimi &amp;lsquo;ben g&amp;uuml;zele g&amp;uuml;zel demem g&amp;uuml;zel benim olmayınca&amp;rsquo; der; kimi &amp;lsquo;g&amp;uuml;zelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa&amp;rsquo;; kimi &amp;lsquo;g&amp;ouml;n&amp;uuml;l kimi severse g&amp;uuml;zel odur.&amp;rsquo; der. Diyeceksiniz ki nerden &amp;ccedil;ıktı bu g&amp;uuml;zel konusu hani aynadan bahsedecektin? Tabi&amp;icirc; ki aynadan bahsedeceğim. Ancak aynalar g&amp;uuml;zelliğimize bakmak i&amp;ccedil;in yok mu? Aynalara en fazla bakanlar, aynaların karşısında dakikalarca kalanlar, kendini g&amp;uuml;zel diye vasıflandıranlar değil mi? Bizim meselemiz dış g&amp;uuml;zellik değil tabi biz başka g&amp;uuml;zellikten; aynalarda g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeyen g&amp;uuml;zellikten konuşalım. Hani kendini s&amp;ouml;zlerin b&amp;uuml;y&amp;uuml;l&amp;uuml; &amp;ccedil;ıkışlarında g&amp;ouml;steren, hareketlerin vakurunda gizleyen, bakışların esrarında saklı olan ve mutlaka karşısındaki insanda g&amp;ouml;r&amp;uuml;nen o i&amp;ccedil; g&amp;uuml;zellikten konuşalım. Dışarıya yansıtamadığımız, hep i&amp;ccedil;imizde &amp;ouml;m&amp;uuml;r boyu ağır hapse mahkum ettiğimiz, g&amp;ouml;ğ&amp;uuml;s h&amp;uuml;cresinde tecrit ettiğimiz o efsunlu kavramı hatırlayalım, sonra, d&amp;ouml;n&amp;uuml;p i&amp;ccedil;imizin derinliklerinde bir define avcılığına &amp;ccedil;ıkalım. Yanımıza dedekt&amp;ouml;r almaya, harita almaya gerek yok. İ&amp;ccedil;e giden yol bizi mutlaka oraya g&amp;ouml;t&amp;uuml;recektir. Gideceğimiz yeri hepimiz biliyoruz, adını &amp;ccedil;ok duyduk, &amp;ccedil;ok teleffuz ettik. Orası, g&amp;ouml;n&amp;uuml;l; temizliğin ve g&amp;uuml;zelliğin merkezi. Oradaki aynaların arkasında siyah sır yoktur. &amp;Ccedil;ok şeffaf baktığın zaman hem kendini hem karşındakini g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorsun. &amp;lsquo;G&amp;uuml;zel bakan g&amp;uuml;zel g&amp;ouml;r&amp;uuml;r.&amp;rsquo;diyorlar ya işte g&amp;uuml;zellik merkezinden baktığın her şey g&amp;uuml;zel g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor. &amp;Ccedil;irkinliğe yer yok orada. Değerli dostlar, kendimizi g&amp;ouml;n&amp;uuml;l aynasının karşısında s&amp;uuml;slemeye var mısınız? Sa&amp;ccedil;ımızı, sakalımızı; kaşımızı g&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;; s&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;, &amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;; endamımızı o esrarlı aynanın karşısında s&amp;uuml;slemeye var mısınız? &amp;Ccedil;ok g&amp;uuml;zel. O zaman dikkat! Evde, işte, &amp;ccedil;arşıda, pazarda her yerde &amp;lsquo;ayna&amp;rsquo; var. Yani &amp;lsquo;İNSAN!&amp;rsquo;&lt;/div&gt;</description><pubDate>2009-04-15T19:37:08.0000000+03:00</pubDate><Author>Sezgin CELEP</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=7&amp;k=dbc3c326-5eaa-4fef-9c98-3563b00b7348</link></item></channel></rss>