﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><channel><title>Atatürk Köşesi</title><link>http://www.atabeyhnk.com/</link><description>Büyük Önderimiz Atatürk ile iligli bölüm.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               </description><copyright>Copyright 2010. Her hakkı saklıdır.</copyright><item><title>Atatürk'ün Madam Corinné'e Mektupları</title><description>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;28 Şubat 1329 (1913) Sofya &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Corinne,&lt;br /&gt;
Kaymakamlığa terfiim sebebiyle yolladığınız &amp;ccedil;ok sevimli tebrikler beni derinden derine m&amp;uuml;tehassis etti ve bu vesile ile bana yazdığınız g&amp;uuml;zel s&amp;ouml;zler dosdoğru kalbimde yer aldı. Kendi kendime izah edemediğim s&amp;uuml;k&amp;ucirc;tumun bir&amp;ccedil;ok amilleri vardı. Son zamanlarda Sofya, Belgrad ve Petinya (&amp;Ccedil;etine) ataşemiliterliklerine tayinim &amp;uuml;zerine son derece meşguld&amp;uuml;m. Bu bana o kadar iş y&amp;uuml;kledi ki o iki şehre de gidemedim. Beni bilhassa Sofya ile ilgilendiren bazı meseleleri tetkik etmek l&amp;uuml;zumunu duyuyorum. Bundan başka b&amp;uuml;y&amp;uuml;k meşgalelerimden biri de, bana bir&amp;ccedil;ok sıkıntı ve rahatsızlıklar veren bu otellerdeki hayatımdan kurtulmak i&amp;ccedil;in bir ev aramaktır. Nihayet mevsim ortasında burada bulunduğumuz i&amp;ccedil;in, modern hayata ait vazifeler zamanımın b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir kısmını alıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte, maalesef beni sana uzun uzun yazmaktan meneden sebeplerden bazılarının h&amp;uuml;lasası bu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birka&amp;ccedil; kelimelik kartpostal yollamak, seni yalnız tatmin etmemekle kalmaz, aynı zamanda hayrete d&amp;uuml;ş&amp;uuml;r&amp;uuml;rd&amp;uuml;, hem de bu vasıtayı ancak beni az ilgilendiren ve kendilerine birka&amp;ccedil; nezaket kelimesi g&amp;ouml;ndermek mecburiyetini hissettiğim kimselere karşı kullanırım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k ve sevimli Edith'in benim uzun ve irademin dışında kalan s&amp;uuml;k&amp;ucirc;tum &amp;uuml;zerine sana bazı şeyler s&amp;ouml;ylemeyi vazife bilmesi beni hayrete d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rmekten hali kalmadı. Hakkımda beslediği iyi fikirden dolayı ona teşekk&amp;uuml;r ederim. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k nasihatleri evvela sana karşı b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir dostluğu ve benim samimiyetime de pek az itimadı olduğunu ve nihayet, hayat işleri hakkında pek az tecr&amp;uuml;besi olduğunu isbat ediyor. Rica ederim, ona s&amp;ouml;yle, en &amp;ccedil;ok konuşan ve sayfalar dolusu yazan kimseler mi bu d&amp;uuml;nyada en halis ve samimi dostlardır? &amp;Ccedil;ok hisseden, fakat uzun lakırdıların sevilen insanı nihayet yormasından korktuğu i&amp;ccedil;in hislerini gizlemeyi tercih eden bir insana kayıtsızlık ve tasasızlık isnadı lazım mıdır?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herhalde k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k Edith emin olabilir ki, ben onun Avusturyalı dostu kadar halis ve fedak&amp;acirc;r olmaya muktedirim. Yine k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k Edith emin olsun ki bazı insanların tabiatları iktizası obur oldukları cemileleri yapmaya, eğer zahmeti g&amp;ouml;ze alırsam, ben de muktedirim. Hem şunu da bilsin, senin benim nazarımda &amp;ccedil;ok b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir mevkiin var ve &amp;ouml;yle bir mizaca sahipsin ki, m&amp;uuml;dahaneci bir ağzın s&amp;ouml;zlerine kulak aşmazsın ve benden kalbimin dikte etmediği kelimeler almayı elbette ki istemezsin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tatlı ve sevimli hemşirene bu satırları okuduktan başka, ona, kendisinin benim hafızamda kolay kolay silinemeyecek bir hatırası olduğunu s&amp;ouml;ylemeni rica ederim. Aynı zamanda annene ve babana saygılarımı sunmama delalet etmek l&amp;ucirc;tfunda bulun.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;Samimi ve halis dost M. Kemal&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;22 Haziran &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz madam,&lt;br /&gt;
Uzun zamandan beri aramızda derin bir sessizlik h&amp;uuml;k&amp;uuml;m s&amp;uuml;rmektedir. Onu evvela sizin ortadan kaldıracağınızı sanıyordum. Fakat insanın tahayy&amp;uuml;l ettiği şey nadiren ger&amp;ccedil;ekleşir. Bundan başka eşsiz ve hayranlığa layık dost B. K.'nin getirdiği mektuplardan sonra sevimli mektuplarınızı 'beklemekte haksızım. Ben Sofya'da iken gen&amp;ccedil;, fakat tecr&amp;uuml;beli bir dost hanım bana diyordu ki, bir kadın hayran olduğu bir erkek dosta karşı duyulan saygı ve coşkunluğun tesiri altında bulunmalıdır. Fakat bu pek mantıki nasihatlere rağmen, &amp;ccedil;ok defa bin bir kere hayran olmuş hanımın bile onunla daima tehlikeli bir tarafı olan konuşmalarına, devam ettiğini g&amp;ouml;r&amp;uuml;yordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nuri Bey buraya geldi. Sizin evinizde ge&amp;ccedil;en sevimli (&amp;ouml;ğleden sonraları) her an hatırlıyor (dilinden d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rm&amp;uuml;yor). Hastahanede meşguliyet ve eğlence mevzuları bulabilmiş olmanızdan memnunum. Aziz madam, size h&amp;uuml;rmetk&amp;acirc;r&amp;acirc;ne duygularımı sunmama m&amp;uuml;saade ediniz. Valideniz hanımefendiye ve k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k dost matmazel Edith'e muhabbetle dolu bin şey.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. Kemal&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;3 Kasım 1913 Pazar Sofya &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Corinne,&lt;br /&gt;
Son mektubunu aldım, her g&amp;uuml;n beni d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ouml;ğrendiğim i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ok memnun oldum ve Afrika Harbi y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden kazandığımız şeylere dair verdiğin haberlere teşekk&amp;uuml;r ederim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nuri Bey'in, seni gelip g&amp;ouml;rmemesinden endişe ediyordun, işte nihayet evinize gelmiş. Sana karşı dostluğunda &amp;ccedil;ok sadık olduğu i&amp;ccedil;in bu mevzudaki ihmali cidden hayret verici idi.&lt;br /&gt;
Cemal Bey'i her zamanki gibi sevimli bulduğunu s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yorsun, hakkın var, muhakkak ki &amp;ccedil;ok sevimli ve naziktir, bilhassa g&amp;uuml;zel hanımlara karşı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biliyorsun ki, Sofya'ya geldiğim ilk g&amp;uuml;n indiğim Bulgarya Oteli'ni değiştirdim. Şimdi Splendide' Palas Oteli'ne yerleştim. Yeni yapılmış, cidden konforlu bir otel, banyoları var, oda hizmet&amp;ccedil;ileri var. Ne isterseniz var. İ&amp;ccedil;indeki eğlenceler orada oturmaya değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayır, hayır, Corinne! Sofya'da bir tek g&amp;uuml;zel kadın bile g&amp;ouml;rmek m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otelde kalıyorum, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; m&amp;uuml;nasip bir ev bulamadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevdet Bey'le &amp;ccedil;ok dostuz. Onu bu kadar sevimli bulacağımı ve bu kadar iyi arkadaş olduğunu &amp;uuml;mit etmiyordum. Evvelki akşam beni Madam Dourzi'ye g&amp;ouml;t&amp;uuml;rd&amp;uuml;. Aralarında &amp;ccedil;oktan derin tanışıklık olan Parisli Hanım! Evinde kibar insanlar vardı, vekiller ve daha bazı m&amp;ouml;sy&amp;ouml;ler. Bakara oynanıyordu. Ben kumar oynamadığım i&amp;ccedil;in k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir tanışmadan ve konuşmadan sonra onlarda ayrıldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Parisli hanımı g&amp;uuml;zel bulmadığımı sana s&amp;ouml;ylemekliğime m&amp;uuml;saade et. Zannederim ki, Cevdet Bey'e beni onun evine g&amp;ouml;t&amp;uuml;rmesini s&amp;ouml;yleyen kendisidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrılırken, bana &amp;quot;bu akşam bizde eğlenemediniz, fakat emin olunuz ki bir başka sefer sizi memnun etmeye &amp;ccedil;alışacağım&amp;quot; dedi. Fakat ben bundan emin değilim. Sonra biz Movia Amerika (Yeni Amerika) adında bir C&amp;acirc;fe Concert'e gittik. Bir&amp;ccedil;ok şant&amp;ouml;zleri Alman, Fransız, ilh... kadınlarıydı. Bazı m&amp;ouml;sy&amp;ouml;ler tarafından davet edilmek i&amp;ccedil;in locaların arasında dolaşıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevdet Bey iki Macar kadınını davet etti. Bunlardan biri Almanca konuşuyor, daha k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k olan &amp;ouml;teki Macarcadan başka dil bilmiyor. Ni&amp;ccedil;in bilmiyorum, ben memnun değildim ve sıkılıyordum. Onları locada bırakarak oradan ayrıldık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otelde yatağa girdiğim zaman gece yarısını ge&amp;ccedil;iyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
G&amp;uuml;nd&amp;uuml;z, şehirde kısa bir tur yaptım. Ekseriya Sefarethanede, b&amp;uuml;romdayım ve &amp;ccedil;alışıyorum.&lt;br /&gt;
Fethi Bey de başka bir şey yapmıyor. Yalnız bug&amp;uuml;n Fethi Bey'le arabaya bindik, beş kilometrelik k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir seyahat yaptık.&lt;br /&gt;
Bana daima kendinden haber ver. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n kalbimle.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
Bilmem ki validen hanıma ve Matmazel Edith'e h&amp;uuml;rmetlerimi sunar mısın?&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;14/27 Aralık 1913 &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Corinne,&lt;br /&gt;
Mektuplarını b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir memnuniyetle aldım. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n mektuplarında benim hakkımda ifade etmek l&amp;uuml;tfunda bulunduğum samimi dostluk hislerine sonsuz teşekk&amp;uuml;r ederim. Emin ol ki, duygular benim tarafımdan da tamamıyla paylaşılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana yazıyorsun ki, son mektubumda, evvelkiler kadar iml&amp;acirc; yanlışı olmadığı i&amp;ccedil;in, bundan mektuplarımın bir başkasının kalemiyle yazıldığı neticesini &amp;ccedil;ıkarmışsın. Bu k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k dikkati senin tarafından bir cemile (compliment) telakki ederim, zira ben bildiğim kadar Fransızcam &amp;uuml;zerinde hi&amp;ccedil;bir hayal kurmuyorum. Bu dili T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e kadar bilseydim size yalnız daha sık mektup yazmakla kalmaz, size karşı samimi bağlılığımı daha zarif ve daha se&amp;ccedil;me bir şekil altında ifade etmeye muvaffak olurdum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul hadiseleri &amp;uuml;zerine bana verdiğin malumat beni &amp;ccedil;ok ilgilendirdi, g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum ki her şeyden haberin var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nuri Bey'in ataşemiliterlerle muhabere seksiyonuna tayin edilmesine &amp;ccedil;ok memnun oldum. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bug&amp;uuml;ne kadar o b&amp;uuml;roda bir ataşemiliterin vazifelerinin ne kadar nazik ve resmi olduğunu takdir edebilecek hi&amp;ccedil; kimse yoktu. Bununla beraber Nuri Bey'in yeni vazifelerini başarabilecek bir seviyede olup olmadığını bize zaman g&amp;ouml;sterecek. Kendisi tayinini hen&amp;uuml;z bana haber vermedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ge&amp;ccedil;en g&amp;uuml;n garda İstanbul'a giden Cavid Bey'i g&amp;ouml;rmeye gittim. Refakatinde bulunan Reşad Saffet Bey, bana sizden mektup alıp almadığımı sordu. Ona, senin bana birka&amp;ccedil; mektup yazmak zevkini verdiğini, fakat benim mektup yazmaktaki tembelliğimin sana cevap vermekten beni alıkoyduğunu s&amp;ouml;yledim. Dikkate ettim ki, sen Reşid Saffet Bey'i &amp;ccedil;ok alakalandırıyorsun. Seninle iyi m&amp;uuml;nasebetleri g&amp;ouml;z&amp;ouml;n&amp;uuml;nde tutulursa onun bu tecess&amp;uuml;s&amp;uuml; beni hi&amp;ccedil; hayrete d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rm&amp;uuml;yor.&lt;br /&gt;
G&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum ki Cevdet Bey'e benim buradaki hareketlerimi g&amp;ouml;zetlemesini tavsiye etmeye devam ediyorsun. Bilmem hangi noktaya kadar, bizzat kendi hareketlerinin kontrol edilmesi lazım gelen bu eski courreur (kadınlara kur yapan)un s&amp;ouml;zlerine itimad edilebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maamafih hemen itiraf etmeliyim ki, onun sana anlatacağı şeylerde bir hakikat zerresi bulunabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buradaki hayatım yeknasak cereyanını takib ediyor. Bug&amp;uuml;ne kadar hi&amp;ccedil;bir h&amp;acirc;dise onu neşelendirmedi. Allah kerim (!) Valdeniz hanıma saygılarımı ve Matmazel Edith'e samimi dostluklarımı sunarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
M. KEMAL&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;12 Ocak 1914 Sofya &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&amp;Ccedil;ok aziz dostum,&lt;br /&gt;
Son mektubun da ondan evvelkiler gibi beni pek sevindirdi. Onları ne kadar dikkate layık bulduğumu ve ne kadar sabırsızlıkla beklediğimi s&amp;ouml;ylemek l&amp;uuml;zumsuzdur. Sefarethanenin kapıcısı, bana, senin mektuplarından birini getirdiği zaman, i&amp;ccedil;imde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir sevincin uyanması i&amp;ccedil;in zarfın &amp;uuml;zerinde senin yazını g&amp;ouml;rmek k&amp;acirc;fi idi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir&amp;ccedil;ok y&amp;uuml;ksek mevkili insanlar arasında bulunduğum halde beni hatırlamaktan hali kalmadığını ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n o gros bonnetler (kodamanlar) ve tabiri mazur g&amp;ouml;r, kocaman zerzevatlarla devamlı m&amp;uuml;nasebetlerinin sana benimle meşgul olmak i&amp;ccedil;in rahat bir an bıraktığını g&amp;ouml;rmek ne kadar hoşuma gidiyor.&lt;br /&gt;
Benim İstanbul'a gelmem i&amp;ccedil;in dileklerini, senin tarafından beni daha sık g&amp;ouml;rmek i&amp;ccedil;in zihar edilmiş bir arzu şeklinde yorumlamama m&amp;uuml;saade et, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; senin o kadar ge&amp;ccedil;ici telakki ettiğin bir kombinezona iştirak ettiğim tarzında bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceye sahip olduğunu tasavvur edemem. Bundan evvelki mektuplarından sen bu vazifeyi bir saman yığınının husule getirdiği ışığa benzetiyordun. Bende onun bir kıvılcımından başka bir şey değildim, değil mi?&lt;br /&gt;
Nuri Bey'in en y&amp;uuml;ksek mevkii işgal etmesini hararetle arzu edenlerden biri de ben olduğum halde, onun Birinci Kolordu kumandanlık makamına y&amp;uuml;kseldiği hakkında bana verdiğin habere inanamayacaktım. Zira, bu haberin aslı olsaydı, tasavvur edilen b&amp;uuml;t&amp;uuml;n reformların samimiliğine tam bir iman besleyecektim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim ihtiraslarım var, hem de pek b&amp;uuml;y&amp;uuml;kleri, fakat bu ihtiraslar, y&amp;uuml;ksek mevkiler işgal etmek veya b&amp;uuml;y&amp;uuml;k meblağlar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben, bu ihtirasların ger&amp;ccedil;ekleşmesini vatanıma b&amp;uuml;y&amp;uuml;k faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı i&amp;ccedil; rahatlığını verecek b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir fikrin başarısında arıyorum.&lt;br /&gt;
B&amp;uuml;t&amp;uuml;n hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona &amp;ccedil;ok gen&amp;ccedil; yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza etmekten geri kalmayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kış Sofya'da &amp;ccedil;ok &amp;ccedil;etindir. Bu, beni yaya olarak gezintiler yapmaktan ekseriya alıkoyuyor. Mevsimin yeg&amp;acirc;ne eğlenceleri, Sefarethanelerde ge&amp;ccedil;irilen geceler, meslektaşlar arasında k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k toplantılar, bazen da k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k iskambil oyunlarıdır. Bu, beni &amp;ccedil;ok eğlendirmeyen ve hi&amp;ccedil; hoşuma gitmeyen bir hayat.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;Uuml;mit ederim ki, senin eğlenceleri eksik olmayan İstanbul'da hoş ge&amp;ccedil;en bir hayatın var.&lt;br /&gt;
Senin, annenin ve hemşirenin saadetiniz i&amp;ccedil;in, en h&amp;acirc;lis dilekler besliyorum ve daima fedak&amp;acirc;r bir dostun olduğuma inanmanı rica ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;13 Mayıs 1914 Sofya-Hotels &amp;quot;Splendide&amp;quot; &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Corinne,&lt;br /&gt;
Nazik mektuplarınızı b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir memnuniyetle alıyorum. İstanbul'da olup biten her şey hakkında bana malumat verdiğiniz i&amp;ccedil;in size &amp;ccedil;ok minnettarım; konserler, &amp;ccedil;arşılar, kibar &amp;acirc;lemi, ilh... Bilhassa m&amp;uuml;şterek ve samimi dostumuz Nuri Bey'e konuşmalarınız. Yalnız size şunu s&amp;ouml;ylemeliyim ki, mektuplarınızda bana yaptığınız tarizlere layık değilim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son iki mektubunuzda Sofya'ya seyahat arzunuzdan bahsediyor, bu konuda size bir şey yazmadığım i&amp;ccedil;in bana g&amp;uuml;cendiğinizi yazıyorsunuz. İyi biliyordum ki bir&amp;ccedil;ok sebeplerden dolayı bu seyahat sizin i&amp;ccedil;in g&amp;uuml;zel bir şey değildi, nitekim eminim ki, burada saymayı l&amp;uuml;zumsuz bulduğum bu sebepleri siz de biliyorsunuz. Fazla olarak yakında birbirimizi g&amp;ouml;receğimizi &amp;uuml;mit ediyorum, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ben de İstanbul'a bir seyahat yapmak niyetindeyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlkbahar geldiğinden beri Sofya şehri tamamıyla değişti. Balolar ve suvareler bitti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kordiplomatik'in b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir kısmı mezun olarak gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Derne'de &amp;ccedil;ekilen fotoğrafları veya hi&amp;ccedil; olmazsa onlardan birer &amp;ouml;rnek g&amp;ouml;nderirseniz size pek minnettar olacağım. Bunlara bir de kendi fotoğrafınızı ilave ederseniz b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir memnuniyet duyacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sizi pek yakında okumak &amp;uuml;midiyle en halis duygularıma inanınız muhterem hanımefendi.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;
&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Courier New;"&gt;Not: D&amp;uuml;nya insanlar i&amp;ccedil;in bir d&amp;acirc;r-ı imtihandır. İmtihan edilen insanın her suale mutlaka pek muvafık cevaplar vermesi m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olmayabilir. Fakat d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmelidir ki, h&amp;uuml;k&amp;uuml;m cevapların heyeti umumiyesinden h&amp;acirc;sıl olan muhassalaya g&amp;ouml;re verilir. Bu nazariyeyi kabul ettikten sonra, beni bazı noktalardan zayıf ve noksan bulmakla beraber menfii h&amp;uuml;k&amp;uuml;m vermekte istical g&amp;ouml;stermez ve Cevdet Bey'in mektubunda yer bulan satırlarınız başka manada kelimelerden teşekk&amp;uuml;l ederdi.&lt;/span&gt;&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;7 Aralık Sofya &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Corinne,&lt;br /&gt;
Son mektupların bana b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir memnuniyet verdi, beni daima hatırladığını &amp;ouml;ğrendiğime &amp;ccedil;ok bahtiyarım, ben de her an seni d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum ve senin sevimli refakatinde ge&amp;ccedil;irdiğim g&amp;uuml;zel anları zevkle hatırlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sofya, boş zamanları doldurabilecek hi&amp;ccedil;bir eğlencesi olmayan tadsız bir şehirdir.&lt;br /&gt;
Burada &amp;ccedil;ok meşgul&amp;uuml;m, g&amp;uuml;nde en az sekiz saat &amp;ccedil;alışıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nuri Bey'den, sizin evde birka&amp;ccedil; saat ge&amp;ccedil;irmek bahtiyarlığına nail olduğunu bana haber veren bir mektup aldım. Orada seninle konuştuklarına dair bazı im&amp;acirc;lar vardı. Anlaşılıyor ki bu, benden bahsettiğiniz uzun bir konuşma olmuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İtiraf ederim ki, bana pek vazıh g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeyen s&amp;ouml;zlerine nasıl bir mana atfedebileceğim bilmiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Annene saygılarım ve sevimli hemşirene en iyi dostluklarımı bildirmeni rica ederim. G&amp;uuml;zel ellerini &amp;ouml;per ve &amp;ccedil;ok halis bir dostun olduğumu tekrar ederim.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;14 Haziran 1915 &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Madam,&lt;br /&gt;
Korkarım ki ş&amp;ouml;yle diyeceksiniz: &amp;quot;İşte (bir asır) var ki sizden bir haber yok.&amp;quot; Eğer Nuri Bey kendisine yolladığım bir mektupta sizin i&amp;ccedil;in yazdıklarımı size vermedi ise, beni değil, tabii onu cezalandırmakta haklı olacaksınız. İşte haberler, daima b&amp;uuml;y&amp;uuml;k başarılarla savaşıyoruz. &amp;Uuml;mit ederim ki, g&amp;uuml;m&amp;uuml;ş imtiyaz, altın Harb Liyakat madalyaları ile ve Almanya'nın Demir Hac nişanı ile dekore edildiğimi ve son defa da miralaylığa terfi ettiğimi duydunuz. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n aileye saygılar. Matmazel Edith, bu defa yaralılara bakmak i&amp;ccedil;in de &amp;ccedil;alışıyor mu? Ben İstanbul'a yaralı gelirsem hanginiz beni tedavi etmek l&amp;ucirc;tfunda bulunacak?&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;17 Mayıs 1331 Maydos Kararg&amp;acirc;hı (&amp;Ccedil;anakkale) &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz dostum,&lt;br /&gt;
Son kartınız Maydos'a Fethi'nin bir kartı i&amp;ccedil;inde geldi. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz, siz ki benim hayatımı takib etmekten memnun olmak istersiniz, nasıl oluyor da benim muharebe meydanında bulunduğumu &amp;ouml;ğrenemediniz? Bunun, benim hatam olduğunu mu s&amp;ouml;ylemek istiyorsunuz? Tabii, değil mi, cidden hayret ettiniz sanırım, ben Maydos'ta bulunur, gece g&amp;uuml;nd&amp;uuml;z d&amp;uuml;şmanla savaşırım da aziz dostum Corinne bunu bilmez ve kartlarıyla mektuplarını bermutad Sofya'ya g&amp;ouml;nderir, bunları da benim yerime hep Fethi Bey alır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vaziyet &amp;Ccedil;anakkale Boğazı'nda biraz buhranlı bir hal kesbedince aziz dostumuz Nuri'nin eski mevkii olan Tekirdağ'a gidip orada bulunan bir fırkanın kumandasını deruhte etmemi isteyen gayet m&amp;uuml;stacel bir telgraf aldım. Yeni dostlarıma! veda bile edemeden hemen Sofya'dan ayrıldım. Biliyordum ki, bu benim tarafımdan bir nezaketsizlikti. Mısır'a gitmeden ve Kud&amp;uuml;s'te istirahate karar vermeden evvel sizde bir akşam yemeği yiyen ve size hararetle veda eden Nuri hi&amp;ccedil;bir zaman benim gibi hareket etmek istemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse, 24 saatte Tekirdağ'da hazırdım ve bir fırka teşkili ile meşgul oldum. Sonra teşkil ettiğim fırka ile Maydos'a gitmek ve orada bulunan b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kuvvetlerin kumandasını deruhte etmek emrini aldım. Bu kuvvetler, &amp;Ccedil;anakkale Boğazı'nı m&amp;uuml;dafaa eden takriben bir top&amp;ccedil;u fırkası idi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İki aydır buradayım ve &amp;Ccedil;anakkale Boğazı'nı, m&amp;uuml;ttefiklerin ihra&amp;ccedil; teşebb&amp;uuml;s&amp;uuml;nde bulunan donanmalarına ve kuvvetlerine karşı m&amp;uuml;dafaa ediyorum. Bu ana kadar, aziz Corinne, hep muvaffak oldum ve aynı yerde kalırsam, kuvvetle &amp;uuml;mit ediyorum ki, daima da muvaffak olacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burada benim ismimin duyulmamasına hayret etmemeli, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ben, m&amp;uuml;him bir muharebenin kahramanı olarak Mehmed &amp;Ccedil;avuş'a şeref kazandırmayı tercih ettim. Tabii, ş&amp;uuml;phe etmezsiniz ki, muharebeyi idare eden sizin dostunuzdu ve savaş gecesi muhariblerin saflarında Mehmed &amp;Ccedil;avuş'u bulan da o idi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Corinne, Sofya'dan ayrıldığımı ve burada bulunduğumu size ni&amp;ccedil;in haber vermediğimi bana sormayınız. Anlıyorsunuz ki, &amp;ccedil;ok ciddi bir şekilde meşgul&amp;uuml;m ve ş&amp;uuml;phe etmemelisiniz ki, hafızalarımızda silinmez &amp;ccedil;izgilerini &amp;ccedil;izdiğimiz g&amp;uuml;zel anları asla unutamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zaman ge&amp;ccedil;er, fakat dostlar arasındaki bağları daima kuvvetlendirir. Mektubu elinize vermesi i&amp;ccedil;in size fırkamdan bir zabit g&amp;ouml;nderiyorum. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; posta ile ancak manasız bir ka&amp;ccedil; kelime yollamak m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n. Siyasi ve askeri, umumi vaziyeti nasıl g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;z&amp;uuml; bana a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;a s&amp;ouml;yleyiniz Corinne. Ben bu mevzuda size izahat veremem.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevdet Bey, hi&amp;ccedil; değilse pazar g&amp;uuml;nleri sizi ziyaret ediyor mu? Etmiyorsa ona sizi g&amp;ouml;rmesi i&amp;ccedil;in yazınız ve s&amp;ouml;yleyiniz ki, her t&amp;uuml;rl&amp;uuml; yanlış anlaşmalara rağmen, ben onun samimi dostuyum ve bana mektup yazmasını arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Siz bana, kısa, basit kartlar yollayabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Size istenilen zamanda cevap veremezsem, &amp;uuml;mit ederim ki beni mazur g&amp;ouml;r&amp;uuml;rs&amp;uuml;n&amp;uuml;z.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Matmazel Edith'e samimi dostluklarımı arz ederim. Valideniz hanıma ve pederinize l&amp;uuml;tfen h&amp;uuml;rmetlerimi bildiriniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ge&amp;ccedil;miş zaman ve ge&amp;ccedil;miş zamanın hatıraları edebi bir hayata maliktir.&lt;br /&gt;
Beni unutmayınız Corinne, hatta bu harbde &amp;ouml;lsem bile.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;19. Fırka Kumandanı KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;20 Temmuz 331 (915) &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Madam,&lt;br /&gt;
Kararg&amp;acirc;hımın k&amp;acirc;tiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a seyahatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n evvel i&amp;ccedil;inde latife s&amp;ouml;zleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım.&lt;br /&gt;
Burada hayat, o kadar sakin değil. Gece g&amp;uuml;nd&amp;uuml;z, her g&amp;uuml;n &amp;ccedil;eşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın &amp;uuml;st&amp;uuml;nde patlamaktan hali kalmıyor. Kurşunlar vızıldıyor ve bomba g&amp;uuml;r&amp;uuml;lt&amp;uuml;leri toplarınkine karışıyor. Ger&amp;ccedil;ekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;Ccedil;ok ş&amp;uuml;k&amp;uuml;r, askerlerim pek cesur ve d&amp;uuml;şmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka hususi inan&amp;ccedil;ları, &amp;ccedil;ok defa &amp;ouml;l&amp;uuml;me sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini &amp;ccedil;ok kolaylaştırıyor. Filhakika onlara g&amp;ouml;re iki semavi netice m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n: Ya gazi veya şehid olmak. Bu sonuncusu nedir bilir misiniz? Dosdoğru cennete gitmek. Orada Allah'ın en g&amp;uuml;zel&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; kadınları, hurileri onları karşılayacak ve ebediyyen onların arzusuna t&amp;acirc;bi olacaklar. Y&amp;uuml;ce saadet.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sizin mantıki nasihatlerinizi beklerken şimdiki h&amp;acirc;diseler y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları et&amp;uuml;d etmeye ve b&amp;ouml;ylece &amp;uuml;mit ederim ki, hayatın hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herkesi teshir eden sevimli ve n&amp;uuml;kteli konuşmanızdan en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k zevki almak benim i&amp;ccedil;in imk&amp;acirc;nsız olmasaydı, aşk duygularından ve kendisiyle nadiren fikirlerimin birleştiği bir insanın hayat g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;nden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duymazdım. Fakat cereyan eden ve bana kısa bir m&amp;uuml;ddet i&amp;ccedil;inde bitecek gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeyen hadiseler beni Hulki Efendi'ye birka&amp;ccedil; roman ismi vermenizi rica etmek zorunda bırakıyor. Gidip satın alabilsin diye.&lt;br /&gt;
Valideniz hanımefendiye ve pederiniz beyefendiye h&amp;uuml;rmetlerimi ve Matmazel Edith'e en samimi hislerimi arz etmenizi ve en hararetli ve h&amp;uuml;rmetk&amp;acirc;r&amp;acirc;ne bağlılıklarıma inanmanızı rica ederim aziz madam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Adres:&lt;/strong&gt; Miralay M. Kemal 19. Fırka Kumandanı Maydos&lt;br /&gt;
yahut&lt;br /&gt;
Miralay M. Kemal&lt;br /&gt;
Arıburnu Maydos.&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;6 Mayıs 1916 Siird &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Aziz Madam,&lt;br /&gt;
Bu defa size hakiki dostluğumuzu hatırlatmak i&amp;ccedil;in ilk &amp;ouml;nce ben kalemi elime alıyorum. Batıdan doğuya kadar devam eden uzun ve yorucu bir yolda iki ay kadar seyahat ettikten sonra bir istirahat anı bulunabileceğine inanılır, değil mi? Fakat, heyhat! G&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;yor ki, bu ancak &amp;ouml;l&amp;uuml;mden sonra m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olacak. Fakat bu hayali rahata kavuşmak i&amp;ccedil;in Allah'ımızın cennetine gitmeye kolay kolay razı olacak değilim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yarın başka bir seyahat istik&amp;acirc;metinde gideceğim. Diyarıbekire gelen Nuri'ye beni bug&amp;uuml;n bulunduğum Siird'den &amp;uuml;&amp;ccedil; g&amp;uuml;n uzakta Miyotarkin'de bulmasını emrettim.&lt;br /&gt;
Nihayet &amp;uuml;&amp;ccedil; g&amp;uuml;n sonra birbirimizi g&amp;ouml;receğiz ve eminim, ge&amp;ccedil;miş g&amp;uuml;nlerden, bilhassa sizin aziz varlığınız sayesinde yaratılan iyi ve sevimli hatıralardan hararetle bahsedeceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu satırları yazarken Doktor H&amp;uuml;seyin Bey yanımda, size ne yazdığımı soruyor ve kimlerin Matmazel Edith'e ait olacaklarını anlamakta ısrar ediyor. &amp;Ccedil;ok memnun olsun diye, aziz Edith'in melek&amp;acirc;ne tavırlarla fala baktığı tatlı anları hatırlamaklığımıza m&amp;uuml;saade ediniz.&lt;br /&gt;
Valideniz hanımefendiye se&amp;ccedil;kin h&amp;uuml;rmetlerimi arz ederim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doktor, Matmazel Edith i&amp;ccedil;in yazdığım c&amp;uuml;mleyi dinledikten sonra beni yalnız bıraktı. Ben, yalnızım, fakat her şeyi tasvirden acizim. bu sayfaların geri kalan kısmını &amp;ouml;n&amp;uuml;mde bulunan bir kitaptan aldığım bazı s&amp;ouml;zlerle dolduruyorum: &amp;quot;Orduların h&amp;acirc;l&amp;acirc; devam eden mekanik hareketleri sona ermek &amp;uuml;zereydi. Zira halkın harareti s&amp;ouml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; zaman askerler bulunmaz. Ruhların takati bittiği zaman generaller kendilerine ge&amp;ccedil;mezler ve zaferler, askerlerle, generallerle ve para ile birlikte sona erer...&amp;quot; Mignet.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son s&amp;ouml;z: &amp;quot;Ya hi&amp;ccedil; doğmamış olmak veya hi&amp;ccedil; unutulmamak isterdim.&amp;quot; Chateaubriand.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Adres: General Mustafa Kemal Diyarıbekir&lt;hr /&gt;
&lt;br type="_moz" /&gt;</description><pubDate>2009-03-30T14:36:00.4830000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=481b058d-a658-455b-92d0-574b33a0f0bc</link></item><item><title>Atatürk'ün İsmet İNÖNÜ'ye Mektubu</title><description>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;Ankara, 01.04.1921 &lt;br /&gt;
&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
İn&amp;ouml;n&amp;uuml; muharebe meydanında, Metristepe'de Garp Cephesi Kumandanı ve Erk&amp;acirc;nı Harbiye-i Umumiye Reisi İsmet Paşaya:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
B&amp;uuml;t&amp;uuml;n tarih-i &amp;acirc;lemde, sizin İn&amp;ouml;n&amp;uuml; Meydan Muharebelerinde deruhde ettiğiniz kadar ağır bir vazife deruhde etmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin istikl&amp;acirc;l ve hayatı, d&amp;acirc;hiyane idareniz altında şerefle vazifelerini g&amp;ouml;ren kumanda ve sil&amp;acirc;h arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine b&amp;uuml;y&amp;uuml;k emniyetle istinat ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Siz orada yalnız d&amp;uuml;şmanı değil, milletin mak&amp;ucirc;s talihini de yendiniz, İstil&amp;acirc; altındaki bedbaht topraklarımızla beraber b&amp;uuml;t&amp;uuml;n vatan, bug&amp;uuml;n en uzak noktalarına kadar zaferinizi kutluyor. D&amp;uuml;şmanın hırs-ı istil&amp;acirc;sı azim ve hamiyetinizin yal&amp;ccedil;ın kayalarına başını &amp;ccedil;arparak hurdahaş oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Namınızı tarihin mefahir kitabesine kaydeden ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n milleti hakkınızda ebed&amp;icirc; minnet ve ş&amp;uuml;krana sevk eden b&amp;uuml;y&amp;uuml;k gaza ve zaferinizi&amp;nbsp; tebrik ederken, &amp;uuml;st&amp;uuml;nde durduğunuz Tepenin size binlerce d&amp;uuml;şman &amp;ouml;l&amp;uuml;leriyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz i&amp;ccedil;in y&amp;uuml;kseliş şaşaalarıyle dolu bir istikbal ufkuna da nazır ve h&amp;acirc;kim olduğunu s&amp;ouml;ylemek isterim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</description><pubDate>2009-03-30T14:21:10.3270000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=4dee4b4d-02cb-4ab7-9b96-79e8ef1bb189</link></item><item><title>Atatürk'ün Ali Fuat CEBESOY'a Mektupları</title><description>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;4 teşrinievvel 1327 &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Kardeşim,&lt;br /&gt;
Bilirsin ki, Trablus meselesinin bidayet-i zuhurundan beri oraya gitmek teşebb&amp;uuml;s&amp;uuml;nden geri durulmadı. Bir defa Şam vapurunda &amp;uuml;&amp;ccedil; gece kaldıktan sonra d&amp;ouml;nd&amp;uuml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;k. Bundan sonra Tunus veya Mısır yoluyla gitmeye teşebb&amp;uuml;s ettik. Harbiye nazırı kat-ı &amp;uuml;mid etmiş olduğu i&amp;ccedil;in sarfınazar ettirdi. Bu defa Naci ve daha biri iki kişiyle Mısır &amp;uuml;zerinden hedefe y&amp;uuml;r&amp;uuml;mek &amp;uuml;zere (2 teşrinievvel 1327) İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye nazırı da ister istemez muvafakat etti. Maksadımız ebed&amp;icirc; bir saha-yı m&amp;uuml;cadele a&amp;ccedil;maktır. Muvaffakiyet Allah'tan. L&amp;uuml;zum ve faide g&amp;ouml;r&amp;uuml;rsem seni ve daha bazı arkadaşları da isteyeceğim. Şimdilik temin edilecek noktalar var. Benim ne olduğumu işaa etmeyin. Daha bir m&amp;uuml;ddet i&amp;ccedil;in valideyi dahi haberdar etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan İstanbul'dan gelmiş gibi kendisine mektup g&amp;ouml;sterin. Ey&amp;uuml;p Sabri seni veya Salih'i g&amp;ouml;recek, ona ilm&amp;uuml;haberlerim ve bor&amp;ccedil;larım hakkında malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere mahremane s&amp;ouml;yle. İlm&amp;uuml;haberlerimin 5. Kolordu idaresinde kalması ve maaş ve muhassasatımdan bor&amp;ccedil;larım tasfiye olunmakla beraber kalanının valideme itası lazımdır. Bunu harbiye nazırı da yazacak. Unutmazsa. Salih'e olan 5-10 lirayı da bu paradan tesviye etsin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mısır'a muvasalattan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de bana yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin namına mektupları alacak ve a&amp;ccedil;acak bir arkadaş tayin edersin. Rasim, Hamdi ve ilah arkadaşlar ne &amp;acirc;lemdedir? Vatanı kurtarmak i&amp;ccedil;in şimdiye kadar olduğundan ziyade gayret ve fedak&amp;acirc;rlık elzemdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
End&amp;uuml;l&amp;uuml;s tarihinin son sayfalarını okuyunuz. Faideli musahabetlerinizde bulunamadığıma teess&amp;uuml;r ederim.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
Beni unutmayın!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alaydaki arkadaşlara &amp;ccedil;ok selam, beraber yaptığımız talim ve terbiye programını takipte &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zel metaib vardır. Yorulmasınlar eski tembellikle hi&amp;ccedil;bir şey olmaz. Başka k&amp;acirc;ğıdım yok. Nuri'ye ayrıca mektup yazamayacağım. İstersen bu mektubumu aynen g&amp;ouml;nder. Veyahut bahisle bir mektup yaz. Ve o kıymetli kardeşimize de ki, benim i&amp;ccedil;in hatırası kalp ve vicdanından bir an &amp;ccedil;ıkamayan bir &amp;ouml;z kardeş varsa Nuri'dir. Bu muzlim seferi onunla beraber yapmak isterdim. Allah nasip ederse saha-yı m&amp;uuml;cadelatta birleşiriz. Cenab-ı Hak takdir etmişse ahrette kavuşuruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Salih'in Selanik'te bulunması, valideye muavenet etmesi benim kuvvet-i kalb ve tabımı tazif ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul'da bulunan Kerim Bey'e mektup yazın. O zavallı oradaki m&amp;uuml;cadelede yalnız kaldı. Mektuplarınız ona kuvvet-i kalb verir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allahaısmarladık Fuat'ım.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
Kardeşim Fuat,&lt;br /&gt;
Mektubunu aldım. Cenab-ı Hak'tan izdivacının mesut ve m&amp;uuml;teyemmen olmasını kemal-i hulus ile niyaz ederim. Hayat kısadır. Bunu tesit ve tetevv&amp;uuml;&amp;ccedil; i&amp;ccedil;in insanların umumiyet itibariyle makul g&amp;ouml;rd&amp;uuml;kleri vasıta izdiva&amp;ccedil;tır. Bu kaide-i umumiyenin riayetkarı olmayanlar pek mahdut ve m&amp;uuml;stesnadırlar. Bu istisnaları teşkil edenler de kaide-i asliyenin fenalığından değil ve fakat bilakis bu g&amp;uuml;zel kaideye tevess&amp;uuml;lden kendilerini men eden esbabın mahk&amp;ucirc;mu olduklarından, belki evlenmiş olmaktan korktuklarından ziyade bedbaht olanlardır. Gayri kabil-i ink&amp;acirc;r bir hakikattir ki insanlar, hayat, kadınsız olmaz! M&amp;uuml;teehhil olanlar hayatın lazım-ı gayri m&amp;uuml;farıkını temin etmiş ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n efk&amp;acirc;r ve amalini bir maksat, bir meslek, bir hedefe hasr ve tahsis edebilecek istidatta bulunmuş olur. Ancak talih zevc ve zevcenin ruh ve kalplerini h&amp;uuml;sn-&amp;uuml; imtiza&amp;ccedil; ettirsin. Verdiğin tafsilattan, g&amp;ouml;nderdiğin mektup muhteviyatından o elzem olan imtizacın şimdiden tahassul etmiş olduğuna itikat edilebilir. Cenab-ı Hak bahtiyar etsin kardeşim.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;</description><pubDate>2009-03-30T14:18:00.8900000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=cc185ca6-be9c-4344-8e6d-20cd3a706e30</link></item><item><title>Atatürk'ün Zübeyde Hanım'a Mektubu</title><description>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;Ağustos 1335 (1919) &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Muhterem Valdeciğim,&lt;br /&gt;
İstanbul'dan mufarakatımdan beri sizlere birka&amp;ccedil; telgraftan başka bir şey yazmadım. Bu sebeple b&amp;uuml;y&amp;uuml;k merak i&amp;ccedil;inde kaldığınızı tahmin ediyorum. Bilhassa hakkımda gerek &amp;ouml;tekinden berikinden ve gerek gazetelerden işittiğiniz natamam haberler ş&amp;uuml;phesiz merakınızı tezyit etmiştir. Halbuki şimdi vereceğim izahatla mutmain olacağınız ve&amp;ccedil;hile şayan-ı endişe hi&amp;ccedil;bir şey yoktur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Malumunuzdur ki, daha İstanbul'da iken ecnebi kuvvetlerin devleti, milleti fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız varsa c&amp;uuml;mlesini hapis ve tevkif ve bir kısmını Malta'ya nefy ve tazip etmekte pek ileri gidiyorlardı. Bana nasılsa ilişememişlerdi. Fakat 3. Ordu m&amp;uuml;fettişi olarak Samsun'a ayak basar basmaz İngilizler benden ş&amp;uuml;phelendiler. H&amp;uuml;k&amp;uuml;mete benim sebebi izamımı sordular. Nihayet İstanbul'a celbimi talep ve bunda ısrar ettiler. H&amp;uuml;k&amp;uuml;met beni iğfal ederek İstanbul'a celp ve İngilizlere teslim etmek istedi. Bunun derhal farkına vardım. Ve bittabi kendi ayağımla gidip esir olmak doğru değildi. Padişahımıza hakikat hali yazdım. Ve gelemeyeceğimi arz ettim. Zat-ı şahane de evvela buna muvafakat etti. Fakat daha sonra İngilizlerin tazyiki ziyadeleşti. Nihayet o da İstanbul'a avdetimi irade etti. Bu suretle artık resm&amp;icirc; makamımda kalmaya imk&amp;acirc;n g&amp;ouml;remediğim gibi askerliğimi muhafaza ettik&amp;ccedil;e İngilizlerin ve h&amp;uuml;k&amp;uuml;metin hakkımdaki ısrarına mukabele edilemeyecekti. Bir tarafında b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Anadolu halkı tekmil millet hakkımda b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir muhabbet ve itimat g&amp;ouml;sterdi. 'Seni bırakmayız' dediler. Filhakika vatan ve milletimizi kurtarabilmek i&amp;ccedil;in yeg&amp;acirc;ne &amp;ccedil;are askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına ge&amp;ccedil;mek ve milleti yekv&amp;uuml;cut bir hale getirmekle h&amp;acirc;sıl olacak kudret ve hareket-i milliyeyi h&amp;uuml;sn-i istimal eylemekten başka &amp;ccedil;are mutasavver değildi. Binaenaleyh ben de b&amp;ouml;yle yaptım. Elhamd&amp;uuml;lillah muvaffak da oluyorum. Pek yakında netice-i maddiyeyi b&amp;uuml;t&amp;uuml;n cihan g&amp;ouml;recektir. Ben bu suretle hareket edince İngilizler derhal yalvarmaya başladı. Ve beni kazanmaya &amp;ccedil;alıştı. Her şeyi ink&amp;acirc;r ettiler. Ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kabahati bizim h&amp;uuml;k&amp;uuml;mete attılar. Hakikaten h&amp;uuml;k&amp;uuml;met de benimle uğraşmak istedi. Fakat kuvveti buna m&amp;uuml;sait gelmedi. Ve gelemez. Daha bir zaman bu suretle Anadolu i&amp;ccedil;inde &amp;ccedil;alışmakla her şey hallolacaktır. Kariben Meclis-i Mebusan toplanacak ve meşru bir h&amp;uuml;k&amp;uuml;met mevki-i iktidara ge&amp;ccedil;ecektir. Ben de ihtimal o zaman İstanbul'a geleceğim. Sıhhat ve afiyetimi, katiyen hi&amp;ccedil; merak ve endişe etmeyiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Salih Bey Fuat Bey'den alacağını alabildi mi? Bunu bilgi almak bakımından soruyorum. Yoksa her ne olursa olsun elhamd&amp;uuml;lillah hi&amp;ccedil; &amp;ouml;nemi yoktur. Siz m&amp;uuml;sterih olunuz. Ve bir sıkıntınız olursa derhal bana bildiriniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu mektubumu getirecek olan (.....) size benim hakkımda istediğiniz kadar bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi g&amp;ouml;nderiniz...&lt;br /&gt;
Hemşiremin sıhhati nasıldır? Eve herhangi bir&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; taraftan saldırıda bulunuldu mu? H&amp;acirc;l&amp;acirc; orada mısınız? &amp;Ccedil;ocuklar ne yapıyor, b&amp;uuml;y&amp;uuml;d&amp;uuml;ler mi?&lt;br /&gt;
Salih Bey'le Madam Salih inşallah sıhhat ve afiyettedirler. Ben daima kendilerini y&amp;acirc;d ediyorum. Madam'ın benim hakkımda bir r&amp;uuml;yası vardı. Galiba o &amp;ccedil;ıkacaktır. İnşallah yakında kemal-i meserretle g&amp;ouml;r&amp;uuml;şeceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;ne kadar bir kongre i&amp;ccedil;in Sivas'a gideceğim. Tekrar Erzurum'a d&amp;ouml;neceğim. Tekrar ediyorum. Her işittiğinize &amp;ouml;nem vermeyiniz. Pek&amp;acirc;l&amp;acirc; bilirsiniz ki ben yaptığımı bilirim. Netice g&amp;ouml;rmeseydim başlamazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Saygıyla ellerinizden, hemşiremin g&amp;ouml;zlerinden &amp;ouml;perim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Salih'in g&amp;ouml;zlerinden &amp;ouml;perim. Bana İstanbul havadisi vermeni beklerim.&lt;br type="_moz" /&gt;</description><pubDate>2009-03-30T14:15:05.3270000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=02ab9287-1a12-4f0b-968c-2c881feb0bdf</link></item><item><title>Atatürk'ün Salih Bozok'a Mektupları</title><description>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;11 Eyl&amp;uuml;l 1327 (1911) &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Salih'&amp;ccedil;iğim,&lt;br /&gt;
Erk&amp;acirc;nıharbiye-i Umumiye 1. Şube'ye memur edildim. Başka hi&amp;ccedil; kimse bir kelime sormadı. Kimseden vaziyeti anlamak m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n değil. Herkes birbirinden korkuyor. Abd&amp;uuml;l-hamid devrinde olduğu gibi! Orduyu, memleketi kurtarmak i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ok fedak&amp;acirc;rane &amp;ccedil;alışmak lazım. Başka &amp;ccedil;are yok. İstanbul muhiti pek m&amp;uuml;levves, herkes menfaat-ı zatiyesin den başka bir şey d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nm&amp;uuml;yor. Bayramdan sonra mufassal mektup yazacağım. Nuri oradaysa &amp;acirc;l&amp;acirc;, yok ise bu mektubu &amp;Uuml;sk&amp;uuml;p'e g&amp;ouml;nder. Fuat geldi mi?&lt;br /&gt;
Mehmet Ali, Rauf, İsmail ve arkadaşlara selam..&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;Erk&amp;acirc;nıharbiye-i Umumiye 1. Şube'ye memur&lt;br /&gt;
M. Kemal&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;15 Kasım 1911 &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Ey Hazret-i Salih,&lt;br /&gt;
Seferin ilk devresindeki mecruhiyeti savdık. Şimdi ikinci sefere &amp;ccedil;ıkıyoruz. Bakalım Allah ne g&amp;ouml;sterecektir. İnşallah avdet nasip olursa size g&amp;uuml;nlerce anlatacak hik&amp;acirc;yelerimiz var. Suret-i mahsusada g&amp;ouml;zlerinden, validenizin de ellerinden &amp;ouml;perim. Bizim valide acaba ne haldedir? Maaş alabildiler mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kuzum Salih'&amp;ccedil;iğim, Necati'ye s&amp;ouml;yle maaşlarımdan bor&amp;ccedil;larımı katetsin. Avdette bor&amp;ccedil; falan dinlemem. Kimbilir ne kadar z&amp;uuml;ğ&amp;uuml;rt d&amp;ouml;neceğim? Ruşen Bey'e ve diğer arkadaşlara ihtiramlar. Kendilerine mektup yazamayışımın sebebi adreslerinin nazarı dikkati calip olmasındandır.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;Şerif&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;1914 &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Ahval-i umumiye hakkındaki m&amp;uuml;talaamı soruyorsun. Bu husustaki m&amp;uuml;talaamı yalnız sende kalmak şartıyla bervech-&amp;icirc; ati yazıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biz hedefimizi tayin etmeden umum&amp;icirc; seferberlik ilan ettik. Bu &amp;ccedil;ok tehlikelidir. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; başımızı bir tarafa mı, yoksa bir&amp;ccedil;ok taraflara mı vuracağız, malum değildir. Koskoca bir orduyu tul m&amp;uuml;ddet hareketsiz, elde atıl bir vaziyette bulundurmak da &amp;ccedil;ok m&amp;uuml;şk&amp;uuml;ld&amp;uuml;r. Binaenaleyh sen de d&amp;uuml;ş&amp;uuml;necek olursan, vaziyetin ne kadar vahim olduğunu anlayabilirsin. Almanların vaziyeti hakkındaki m&amp;uuml;talaa-i askeriyeye gelince: ben Almanların bu harpte muzaffer olacaklarına katiyen emin değilim. Ger&amp;ccedil;i bir s&amp;uuml;rat-i berkiye ile ahen kalelerini devirip &amp;ccedil;iğneyerek Paris &amp;uuml;zerine doğru y&amp;uuml;r&amp;uuml;mektedirler. Fakat Ruslar da Karpatlar'a dayanmışlar ve Almanların m&amp;uuml;ttefikleri bulunan Avusturyalıları tazyik etmektedirler. Buna binaen Almanlar bir kısım kuvvet ifraz ederek Avusturyalılara yardım etmek mecburiyetinde kalacaklardır. Bu defa Fransızlar kendi karşılarında bulunan Almanların kuvvet ifraz ettiklerini g&amp;ouml;rerek mukabil taarruzda bulunacaklar ve Almanları tazyik edeceklerdir. Kendilerinin du&amp;ccedil;ar-ı tazyik olduğunu g&amp;ouml;ren Almanlar, bu defa da Avusturyalılara g&amp;ouml;nderdikleri kuvvetleri celp etmek mecburiyeti karşısında bulunacaklardır ki bu suretle zik-zakvari hareket edecek olan bir ordunun akıbeti pek feci ve vahim olacağından, ben bu harbin neticesinden emin olamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Senin bu harbe iştirak hakkındaki arzuna gelince: burada harbin neticesine dair m&amp;uuml;talaamı yazdıktan sonra senin nasıl d&amp;uuml;ş&amp;uuml;neceğini bilmiyorum. Fakat bulunduğun yerde de bir vazife ifa etmektesin. Seni yeni bir vazifeye tayin ettiler de mi gitmek istemiyorsun? Sen şimdiki vazifeden ayrılırsan oradaki yerin boş mu kalacaktır? Sen gidersen yerine mutlaka bir başkası tayin edilecektir. O halde sana yeni bir vazife teklif edilinceye kadar orada kalmalısın. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; sen vakitsiz olarak teehh&amp;uuml;l ettin. İki &amp;ccedil;ocuğun da var. Ailenin yanında bulunmak herhalde senin i&amp;ccedil;in muvafık olur. Ben seni daima yanımda bulunduracak gibi bir vazifeye tayin oluncaya kadar yanıma alamam. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; benim y&amp;uuml;z&amp;uuml;mden sefil olmanı arzu etmem. Bir vazifeye tayinim i&amp;ccedil;in harbiye nazırına yazdım. Burada iki bu&amp;ccedil;uk malumat edineceğim diye ataşemiliterlikte kalmak istemediğimi ve millet ve memleketimin b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir cidale hazırlandığı bir sırada benim de herhangi bir kıtanın başında bulunmak istediğimi bildirdim. Ve eğer herhangi bir sebeple memlekete girmekliğime m&amp;uuml;saade edilmeyecekse a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;a bana yazmalarını ve ben de ona g&amp;ouml;re başımın &amp;ccedil;aresine bakacağımı da ilave ettim. Hen&amp;uuml;z cevap alamadım. Bakalım ne cevap verecekler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
G&amp;ouml;zlerinden &amp;ouml;perim.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;22 Eyl&amp;uuml;l 1327 (1911) &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Kardeşim Salih,&lt;br /&gt;
Mektubunu aldım. Şam vapuruyla Trablus'a gitmekte iken, ilan-ı harp &amp;uuml;zerine avdet ettirildik. Şimdi İstanbul'dayım. Ve 1. Şube'ye devam ediyorum. Ahval s&amp;uuml;k&amp;ucirc;n peyda ederse Selanik'e g&amp;ouml;r&amp;uuml;şmek &amp;uuml;zere geleceğim. Arkadaşlara, Fuat'a &amp;ccedil;ok selam. M&amp;uuml;mk&amp;uuml;nse valideyi g&amp;ouml;r&amp;uuml;p m&amp;uuml;teselli et. Benim ge&amp;ccedil;en ayın tayinatı kalmıştı. Bari onun valideye verilmesine Necati Bey vasıtasıyla delalet et. Sana olan borcumu, kariben tesviye edeceğimi memul ederim. Bana oranın ahvalinden bahis mektup g&amp;ouml;nder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
G&amp;ouml;zlerinden &amp;ouml;perim.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. Kemal&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;2 Kasım 1911 &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Hazret-i Salih,&lt;br /&gt;
Seni de deraguş etmek &amp;ccedil;aresini bulamadığımız i&amp;ccedil;in meyusum. Lakin zarar yok, kalplerimiz, fikirlerimiz bir olsun. Ben seyahatin bir noktasında hayvandan vurularak beray-ı tedavi İskenderiye'ye geldim. İade-i afiyet etmek &amp;uuml;zereyim. G&amp;ouml;zlerinden &amp;ouml;perim. Valideyi hastalığımdan haberdar etme. Birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n sonra tekrar yola &amp;ccedil;ıkacağım. Senin ve benim validelerimizin ellerinden, hemşiremin de g&amp;ouml;zlerinden &amp;ouml;perim. Bilc&amp;uuml;mle arkadaşlara selam.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;4 Teşrinievvel 1327 &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
Kardeşim Salih,&lt;br /&gt;
Bilirsin ki, Trablus meselesinin bidayet-i zuhurundan beri oraya gitmek teşebb&amp;uuml;s&amp;uuml;nden geri durulmadı. Bir defa Şam vapurunda &amp;uuml;&amp;ccedil; gece kaldıktan sonra d&amp;ouml;nd&amp;uuml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;k. Bundan sonra Tunus veya Mısır yoluyla gitmeye teşebb&amp;uuml;s ettik. Harbiye nazırı kat-ı &amp;uuml;mid etmiş olduğu i&amp;ccedil;in sarfınazar ettirdi. Bu defa Naci ve daha biri iki kişiyle Mısır &amp;uuml;zerinden hedefe y&amp;uuml;r&amp;uuml;mek &amp;uuml;zere (2 teşrinievvel 1327) İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye nazırı da ister istemez muvafakat etti. Maksadımız ebed&amp;icirc; bir saha-yı m&amp;uuml;cadele a&amp;ccedil;maktır. Muvaffakiyet Allah'tan. L&amp;uuml;zum ve faide g&amp;ouml;r&amp;uuml;rsem seni ve daha bazı arkadaşları da isteyeceğim. Şimdilik temin edilecek noktalar var. Benim ne olduğumu işaa etmeyin. Daha bir m&amp;uuml;ddet i&amp;ccedil;in valideyi dahi haberdar etmeyin. Ara sıra benim tarafımdan İstanbul'dan gelmiş gibi kendisine mektup g&amp;ouml;sterin. Ey&amp;uuml;p Sabri seni veya Salih'i g&amp;ouml;recek, ona ilm&amp;uuml;haberlerim ve bor&amp;ccedil;larım hakkında malumat verdim. Ruşen ve Necati beylere mahremane s&amp;ouml;yle. İlm&amp;uuml;haberlerimin 5. Kolordu idaresinde kalması ve maaş ve muhassasatımdan bor&amp;ccedil;larım tasfiye olunmakla beraber kalanının valideme itası lazımdır. Bunu harbiye nazırı da yazacak. Unutmazsa. Salih'e olan 5-10 lirayı da bu paradan tesviye etsin.&lt;br /&gt;
Mısır'a muvasalattan sonra sana malumat ve adres vereceğim. Sen de bana yazarsın. Şayet sen bir tarafa gidersen senin namına mektupları alacak ve a&amp;ccedil;acak bir arkadaş tayin edersin. Rasim, Hamdi ve ilah arkadaşlar ne &amp;acirc;lemdedir? Vatanı kurtarmak i&amp;ccedil;in şimdiye kadar olduğundan ziyade gayret ve fedak&amp;acirc;rlık elzemdir.&lt;br /&gt;
End&amp;uuml;l&amp;uuml;s tarihinin son sayfalarını okuyunuz. Faideli musahabetlerinizde bulunamadığıma teess&amp;uuml;r ederim.&lt;br /&gt;
Beni unutmayın!&lt;br /&gt;
Alaydaki arkadaşlara &amp;ccedil;ok selam, beraber yaptığımız talim ve terbiye programını takipte &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zel metaib vardır. Yorulmasınlar eski tembellikle hi&amp;ccedil;bir şey olmaz. Başka k&amp;acirc;ğıdım yok. Nuri'ye ayrıca mektup yazamayacağım. İstersen bu mektubumu aynen g&amp;ouml;nder. Veyahut bahisle bir mektup yaz. Ve o kıymetli kardeşimize de ki, benim i&amp;ccedil;in hatırası kalp ve vicdanından bir an &amp;ccedil;ıkamayan bir &amp;ouml;z kardeş varsa Nuri'dir. Bu muzlim seferi onunla beraber yapmak isterdim. Allah nasip ederse saha-yı m&amp;uuml;cadelatta birleşiriz. Cenab-ı Hak&lt;br /&gt;
takdir etmişse ahrette kavuşuruz.&lt;br /&gt;
Salih'in Selanik'te bulunması, valideye muavenet etmesi benim kuvvet-i kalb ve tabımı tazif ediyor.&lt;br /&gt;
İstanbul'da bulunan Kerim Bey'e mektup yazın. O zavallı oradaki m&amp;uuml;cadelede yalnız kaldı. Mektuplarınız ona kuvvet-i kalb verir.&lt;br /&gt;
Allahaısmarladık Fuat'ım. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. Kemal&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
G&amp;uuml;zel Salih'im,&lt;br /&gt;
Letaif ile memlu mektuplarını a&amp;ccedil;ık olarak alıyorum. Her defasında sizi b&amp;uuml;t&amp;uuml;n har ve samimi muhabbetlerimle g&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;n &amp;ouml;n&amp;uuml;ne getirir, mahzuz&amp;uuml;l vicdan olurum. Artık Fuat'ın evlenmiş olması ve senin zaten evli bulunmuş olman itibariyle biraz ciddileşeceğiz değil mi? Bir m&amp;uuml;ddet de kalemini ciddi zeminlerde icale etmeyi itiyat et bakalım, nasıl olacak!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nuri'den benim hi&amp;ccedil; haber aldığım yoktur. Fakat zarar yok. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ne halde olduğunu tahmin ediyorum. Bakalım ben ne olacağım? Burada oturmakla olmayacak tabi&amp;icirc;. Kısa, leb demekle leblebi anlaşılan muciz mektuplarınızı eksik etmeyin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
G&amp;ouml;zlerinizden &amp;ouml;perim.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;
&lt;hr /&gt;
Kardeşim Salih,&lt;br /&gt;
Mektuplarınızı aldım. Samimiyet ve fart-ı uhuvvetinize teşekk&amp;uuml;r ederim. Y&amp;uuml;zbaşı Ahmet Efendi şifahen &amp;ccedil;ok selamlarınızı da getirdi. Nuri Bey'le ara sıra g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;yoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karşımızda d&amp;uuml;şman artık bimecal bir hale gelmiştir. İnşallah yakında kamilen def edilir. Herhalde vatanımız bu cihetten emindir. Arkadaşların size s&amp;ouml;yledikleri şeyin hen&amp;uuml;z husul bulmamış olması cay-ı istigrabdır. Elbette ona istihkak kesp edilmiştir. Fakat &amp;quot;Kim olur zor ile maksuduna ruhayab-ı zafer/Gelir elbette zuhura ne ise h&amp;uuml;km-i kader&amp;quot;. Bilirsin ki bizim maksudumuz vatana b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir mikyasta arz-ı hizmet eylemektir. Arkadaşların temenniyatı maksut olan hizmeti ifa edebilecek madd&amp;icirc; mertebedir. Tabi&amp;icirc; zamanı gelince. Kaderde varsa o da olur. Bir aralık canım sıkıldı. Teka&amp;uuml;t olup k&amp;ucirc;şeg&amp;uuml;zin inziva olmayı da d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m. Olmadı. Şimdilik Cenab-ı Hakk'ın azametine sığınarak &amp;ccedil;alışıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
G&amp;ouml;zlerinizden &amp;ouml;perim.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;M. KEMAL&lt;/div&gt;</description><pubDate>2009-03-30T14:12:31.3600000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=0e486102-53b7-4eb9-bd89-3f6d275de14b</link></item><item><title>Atatürk Kronolojisi</title><description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1881:&lt;/strong&gt;&lt;span&gt; Selanik'te doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1893:&lt;/strong&gt; Askeri R&amp;uuml;ştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1895:&lt;/strong&gt; Selanik Askeri R&amp;uuml;ştiyesi'ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1899 Mart 13:&lt;/strong&gt; İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi.&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1902&lt;/strong&gt; Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete &amp;ccedil;ıkardı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1905 Ocak 11:&lt;/strong&gt; Harp Akademisi'ni Y&amp;uuml;zbaşı olarak bitirdi, Şam'a 5. Ordu'nun 30. S&amp;uuml;vari Alayı'nda staj yapmak i&amp;ccedil;in atandı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1906 Ekim:&lt;/strong&gt; Şam'da Vatan ve H&amp;uuml;rriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da top&amp;ccedil;u stajını yaptı ve Kolağası oldu. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1908 Temmuz 23:&lt;/strong&gt; Meşrutiyet'in ilan edilmesi i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;alışmaları. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1909 Mart 31:&lt;/strong&gt; 31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayı olarak &amp;ccedil;alıştı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1911 Eyl&amp;uuml;l 13:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1911 Kasım 27:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Binbaşılığa y&amp;uuml;kseldi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1912 Ocak 9:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Trablusgarp'ta Tobruk saldırısını y&amp;ouml;netti. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1913 Ekim 27:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1914 Mart 1:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Yarbaylığa y&amp;uuml;kseltildi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1915 Şubat 2:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Tekirdağı'nda 19. T&amp;uuml;meni kurdu. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1915 Şubat 25:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'in Maydos'a gidişi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1915 Nisan 25:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1915 Haziran 1:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'in Albaylığa y&amp;uuml;kselişi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1915 Ağustos 9:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1915 Ağustos 10:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Anafartalar'dan d&amp;uuml;şmanı geri attı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1916 Nisan 1:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'in Tuğgeneralliğe y&amp;uuml;kselişi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1916 Ağustos 6: &lt;/strong&gt;Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş'u d&amp;uuml;şman elinden kurtardı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1917 Eyl&amp;uuml;l 20:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu a&amp;ccedil;ıklayan raporunu yazdı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1917 Ekim:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, İstanbul'a d&amp;ouml;nd&amp;uuml;. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1918 Ekim 26:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Halep'in kuzeyinde bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; sınırlarımız &amp;uuml;zerinde d&amp;uuml;şman saldırılarını durdurdu. 1918 Ekim 30: Mondros M&amp;uuml;tarekesi'nin imzalanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1918 Ekim 31:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1918 Kasım 13: &lt;/strong&gt;Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırılması ve Mustafa Kemal'in İstanbul'a d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;. &lt;strong&gt;1919Nisan 30:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'in Erzurum'da bulunan 9. Ordu M&amp;uuml;fettişliği'ne atanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Mayıs 15:&lt;/strong&gt; İzmir'e Yunan'lıların asker &amp;ccedil;ıkarması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Mayıs 16:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Mayıs 19:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Samsun'a &amp;ccedil;ıktı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Haziran 15:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, 3. Ordu M&amp;uuml;fettişi &amp;uuml;nvanını aldı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Haziran 21:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Ulusal G&amp;uuml;&amp;ccedil;leri Sivas Kongresi'ne &amp;ccedil;ağırdı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Temmuz 8 / 9:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, askerlikten &amp;ccedil;ekildi. (Saat: 20:50) &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Temmuz 23:&lt;/strong&gt;Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Erzurum Kongresi'nin toplanması ve bir Temsil Kurulu se&amp;ccedil;erek dağılması. (7 Ağustos 1919) &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Eyl&amp;uuml;l 4:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Sivas Kongresi'nin toplanması ve 11 Eyl&amp;uuml;l'de sona ermesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Eyl&amp;uuml;l 11:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli M&amp;uuml;dafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na sa&amp;ccedil;ildi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Ekim 22:&lt;/strong&gt; Amasya Protokol&amp;uuml;'n&amp;uuml;n imzalanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919 Kasım 7:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Erzurum'dan milletvekili se&amp;ccedil;ildi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1919Aralık 27:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Mart 20:&lt;/strong&gt; İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından ele ge&amp;ccedil;irilmesi, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Mart 18:&lt;/strong&gt; İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın son toplantısı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Mart 19:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal tarafından Ankara'da &amp;uuml;st&amp;uuml;n yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Nisan 23:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, Ankara'da T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'ni a&amp;ccedil;tı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Nisan 24:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi Başkanı se&amp;ccedil;ildi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920Mayıs 5: &lt;/strong&gt;Mustafa Kemal'in başkanlığında ilk H&amp;uuml;k&amp;uuml;met'in toplantısı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Mayıs 11:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal, İstanbul H&amp;uuml;k&amp;uuml;meti tarafından &amp;ouml;l&amp;uuml;m cezasına &amp;ccedil;arptırıldı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920Mayıs 24: &lt;/strong&gt;Mustafa Kemal'in cezası Padişah tarafından onaylandı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Ağustos 10:&lt;/strong&gt; Osmanlı İmparatorluğu delegeleriyle İtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması'nın imzalanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1920 Ocak 9 / 10:&lt;/strong&gt; Birinci İn&amp;ouml;n&amp;uuml; Savaşı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1921 Ocak 20:&lt;/strong&gt; İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun esas maddelerinin kabul&amp;uuml;. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1921 Mart 30 / Nisan 1:&lt;/strong&gt; İkinci İn&amp;ouml;n&amp;uuml; Savaşı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1921 Mayıs 10:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal tarafından B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'nde Anadola ve Rumeli M&amp;uuml;dafaai Hukuk Grubu'nun kurulması ve Mustafa Kemal'in Grup Başkanlığı'na se&amp;ccedil;ilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1921 Ağustos 5:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'e Başkumandanlık g&amp;ouml;revinin verilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1921 Ağustus 22:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'in y&amp;ouml;netiminde Sakarya Meydan Savaşı'nın başlaması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1921 Eyl&amp;uuml;l 13:&lt;/strong&gt; Sakarya Meydan Savaşı'nın kazanılması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1921 Eyl&amp;uuml;l 19:&lt;/strong&gt; Mustafa Kemal'e Mareşallik r&amp;uuml;tbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal'in Gazi &amp;uuml;nvanını alması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922Ağustos 26: &lt;/strong&gt;Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Taarruz'u y&amp;ouml;netmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922 Ağustos 30:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Savaşı'nı kazanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922 Eyl&amp;uuml;l 1:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in: &amp;quot;Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri !&amp;quot; emrini vermesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922 Eyl&amp;uuml;l 9:&lt;/strong&gt; T&amp;uuml;rk Ordusu'nun İzmir'e girmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922 Eyl&amp;uuml;l 10:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e gelişi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922 Ekim 11:&lt;/strong&gt; Mudanya M&amp;uuml;tarekesi'nin imzalanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922 Kasım 1:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in &amp;ouml;nerisi &amp;uuml;zerine saltanatın kaldırılması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1922 Kasım 17:&lt;/strong&gt; Vahdettin'in bir İngiliz harp gemisiyle İstanbul'dan ka&amp;ccedil;ması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1923 Ocak 29:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in Latife Hanım'la evlenmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1923 Temmuz 24:&lt;/strong&gt; Lozan Antlaşması'nın imzalanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1923 Ağustos 9:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in Halk Fırkası'nı kurması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1923 Ağustos 11:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in 2. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi Başkanlığı'na se&amp;ccedil;ilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1923 Ekim 29:&lt;/strong&gt; Cumhuriyet'in ilan edilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1923 Ekim 29:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı olması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1924 Mart 1:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'nde Halifeliği kaldırması ve &amp;ouml;ğretimin birleştirilmesi hakkında a&amp;ccedil;ış nutkunu s&amp;ouml;ylemesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1924 Mart 3:&lt;/strong&gt; Hilafetin kaldırılması, &amp;ouml;ğrenimin birleştirilmesi, Şer'iyeve Evkaf Vekaletiyle (Bakanlığıyla), Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletinin kaldırılması hakkındaki yasaların B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'nce kabul edilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1924 Nisan 20:&lt;/strong&gt;T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun kabul edilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1925 Şubat 17:&lt;/strong&gt; Aşarın kaldırılması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1925 Ağustos 24:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in ilk defa Kastamonu'da şapka giymesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1925 Kasım 25:&lt;/strong&gt; Şapka Kanunu'nun B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'nde kabul edilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1925 Kasım 30:&lt;/strong&gt; Tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabul&amp;uuml;. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1925 Aralık 26:&lt;/strong&gt; Uluslararası takvim ve saatin kabul&amp;uuml;. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1926 Şubat 17:&lt;/strong&gt; T&amp;uuml;rk Medeni Kanunu'nun kabul&amp;uuml;. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1927 Temmuz 1:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a gitmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1927 Ekim 15 / 20:&lt;/strong&gt;Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Nutku'nu s&amp;ouml;ylemesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1927 Kasım 1:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in 2. Kez Cumhurbaşkanlığı'na se&amp;ccedil;ilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1928 Ağustos 9:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda T&amp;uuml;rk harfleri hakkındaki nutkunu s&amp;ouml;ylemesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1928 Kasım 3:&lt;/strong&gt; T&amp;uuml;rk Harfleri Kanunu'nun B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'nde kabul edilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1931 Nisan 15:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal tarafından T&amp;uuml;rk Tarih Kurumu'nun kurulması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1931 Mayıs 4:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in 3.kez Cumhurbaşkanlığı'na se&amp;ccedil;ilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1932 Temmuz 12:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal tarafından T&amp;uuml;rk Dil Kurumu'nun kurulması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1933 Ekim 29:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'in 10. Yıld&amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;nde tarihi nutkunu s&amp;ouml;ylemesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1934 Kasım 24:&lt;/strong&gt; Gazi Mustafa Kemal'e B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi tarafından ATAT&amp;Uuml;RK soyadının verilmesi kanununun kabul edilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1935 Mart 1:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n 4. kez Cumhurbaşkanlığı'na se&amp;ccedil;ilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1937 Mayıs 1:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n &amp;ccedil;iftliklerini Hazine'ye ve taşınamaz mallarını da Ankara Belediyesi'ne bağışlaması. &lt;strong&gt;1938 Mart 31:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin ilk resmi duyurusu. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Eyl&amp;uuml;l 15:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n vasiyetnamesini yazması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Ekim 16:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n hastalık durumu hakkında g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k resmi duyuruların yayınına başlanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 10:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;. (Perşembe, saat: 09.05) &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 11:&lt;/strong&gt; İstanbul Şehir Meclisi'nin olağan&amp;uuml;st&amp;uuml; toplantı yapması. Saraydaki Cumhurbaşkanlığı forsunun indirilerek yerine yarıya kadar indirilmiş T&amp;uuml;rk Bayrağı'nın &amp;ccedil;ekilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 12:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; dolayısıyla, Y&amp;uuml;ksek &amp;Ouml;ğretim gen&amp;ccedil;liğinin &amp;Uuml;niversite Konferans Salonu'nda toplanması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 13:&lt;/strong&gt; Gen&amp;ccedil;liğin Taksim Cumhuriyet Anıtı &amp;ouml;n&amp;uuml;nde toplanarak Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n kurduğu Cumhuriyet'i koruyacaklarına ant i&amp;ccedil;meleri. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 14:&lt;/strong&gt; B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi &amp;ccedil;ok hazin bir toplantı yaptı. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 15:&lt;/strong&gt; H&amp;uuml;k&amp;uuml;met Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n Ankara'da ebedi istirahat yerine konulacağı 21 Kasım 1938 tarihini ulusal yas g&amp;uuml;n&amp;uuml; olarak duyurdu. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 16:&lt;/strong&gt; İstanbul'lular Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n Dolmabah&amp;ccedil;e Sarayı Muayede Salonu'ndaki katafalkı &amp;ouml;n&amp;uuml;nde sabahın ilk saatlerinden gecenin son saatlerine kadar saygı ve &amp;uuml;z&amp;uuml;nt&amp;uuml; i&amp;ccedil;inde son g&amp;ouml;revlerini yaptılar. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 19:&lt;/strong&gt; B&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir t&amp;ouml;renle, Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n Dolmabah&amp;ccedil;e'den alınan y&amp;uuml;ce cenazesi, &amp;ouml;nce Sarayburnu'na, oradan Zafer torpidosuyla Yavuz zırhlısına g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;.Yavuz zırhlısıyla İzmit'e kadar g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;len tabut, oradan Ankara'ya yolcu edildi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 20:&lt;/strong&gt;Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n sevgilinaşı Ankara'ya ulaştı ve Ankara'da B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi &amp;ouml;n&amp;uuml;ndeki katafalka konuldu. Ankara'lılar da son g&amp;ouml;revlerini saygıyla yaptılar. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 21:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n cenazesinin Etnoğrafya M&amp;uuml;zesi'ndeki Ge&amp;ccedil;ici Kabre konulması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Kasım 25:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n vasiyetnamesinin a&amp;ccedil;ılması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1938 Aralık 26:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n &amp;quot;Ebedi Şef&amp;quot; sanıyla anılmasının kabul edilmesi. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1953 Kasım 4:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n Ge&amp;ccedil;ici Kabri'nin a&amp;ccedil;ılması. &lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1953 Kasım 10:&lt;/strong&gt; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n cenazesinin Anıt-Kabir'e nakledilmesi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description><pubDate>2009-03-30T13:47:16.0000000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=bd35e828-e2ef-4272-8636-af1ce58eb026</link></item><item><title>Basında ATATÜRK</title><description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;DIŞ BASINDAN ATAT&amp;Uuml;RK&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;Ccedil;ağımızın en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k liderlerinden biriydi.T&amp;uuml;rkiye'nin,d&amp;uuml;nyanın en ileri &amp;uuml;lkeleri arasında hakettiği yeri almasını sağlamıştır.&lt;br /&gt;
General Mc.Artur (A.B.D 1938) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk,yalnız T&amp;uuml;rkiye'nin değil b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Doğu'nun Ata'sı idi.&lt;br /&gt;
Altes Veli Han(Afganistan,1938) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk,kişilik ve yeteneğin dev gibi bir simgesiydi.&lt;br /&gt;
National Tidense Gazetesi(Danimarka,1938) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;Ccedil;&amp;ouml;km&amp;uuml;ş bir &amp;uuml;lkeye ge&amp;ccedil;mişin tarihsel değerini geri veren Atat&amp;uuml;rk olmuştur.&lt;br /&gt;
Massagero Gazetesi (İtalya 1938) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk,tarihte &amp;uuml;lkesinin en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k adamlarından biri olarak kalacaktır.&lt;br /&gt;
Le Morgen Bladet Gazetesi &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk T&amp;uuml;rkiye'yi utanma ve &amp;ccedil;&amp;ouml;k&amp;uuml;nt&amp;uuml;ye uğramaktan kurtardı.&lt;br /&gt;
Gazete Polka(Polonya 1938) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; yalnız T&amp;uuml;rk Ulusu i&amp;ccedil;in değil,O'nun &amp;ouml;rneğine &amp;ccedil;ok muhta&amp;ccedil; olan b&amp;uuml;t&amp;uuml;n doğu ulusları i&amp;ccedil;in de b&amp;uuml;y&amp;uuml;k kayıptır.&lt;br /&gt;
Eleyyam Gazetesi(Suriye 1938) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt; &amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; gerek T&amp;uuml;rkiye i&amp;ccedil;in gerekse b&amp;uuml;t&amp;uuml;n dostları i&amp;ccedil;in derinliği &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;lmez bir kayıptır.&lt;br /&gt;
İzvestia Gazetesi(Rusya) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;İ&amp;Ccedil; BASINDAN ATAT&amp;Uuml;RK &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Eşsiz Kahraman Atat&amp;uuml;rk,vatan sana minnettardır.&lt;br /&gt;
İsmet İn&amp;ouml;n&amp;uuml; Cumhurbaşkanı &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;Ccedil;oktan, pek &amp;ccedil;oktan beri bu millet bir oğlunun kişiliğinde b&amp;ouml;ylesine kendini bulmamıştı.&lt;br /&gt;
Yahya Kemal Beyatlı &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceleriyle bitmeyen insandır.&lt;br /&gt;
Orhan Seyfi Orhon &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Ger&amp;ccedil;eğe giden b&amp;uuml;t&amp;uuml;n yollar O'nda birleşiyor.O'nda tamamlanıyoruz.O'na sırtını &amp;ccedil;eviren &amp;ccedil;eviren d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce bizden değildir.&lt;br /&gt;
Cahit Tanrıyol &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Atat&amp;uuml;rk,dinamik bir ruha sahiptir.O'na tutunan insan olduğu yerde kalmaz. Atat&amp;uuml;rk,geliştirici ve genişletici bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceye sahiptir.O'nun arkasından gidenler geride kalmaz.&lt;br /&gt;
Cemal G&amp;uuml;rsel &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;O'na &amp;quot;Ordu yok&amp;quot;dediler &amp;quot;Yapılır&amp;quot;dedi;&amp;quot;para yok&amp;quot;dediler.&amp;quot;Bulunur&amp;quot;dedi;&amp;quot;D&amp;uuml;şman &amp;ccedil;ok&amp;quot;dediler, &amp;quot;yenilir!&amp;quot; dedi ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n dedikleri oldu.&lt;br /&gt;
İ.Habib Sev&amp;uuml;k &lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description><pubDate>2009-03-30T13:40:49.0000000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=4e279a72-6f84-463b-b00f-39959f5473fa</link></item><item><title>Vecizeleri</title><description>&lt;p&gt;&amp;middot;&amp;nbsp;&lt;span&gt;Beni g&amp;ouml;rmek demek mutlaka y&amp;uuml;z&amp;uuml;m&amp;uuml; g&amp;ouml;rmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Cumhuriyeti,ve onun gereklerini y&amp;uuml;ksek sesle anlatınız.Bunu y&amp;uuml;reklere yerleştirmek i&amp;ccedil;in elverişli olan hi&amp;ccedil;bir durumu ka&amp;ccedil;ırmayınız. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Bu memleket tarihte T&amp;uuml;rkt&amp;uuml;, halde T&amp;uuml;rkt&amp;uuml;r ve ebediyen T&amp;uuml;rk olarak yaşayacaktır.1923 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Ben,T&amp;uuml;rk ufuklarından bir g&amp;uuml;n mutlaka bir g&amp;uuml;neş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir g&amp;uuml;&amp;ccedil; &amp;ccedil;ıkacağına o kadar emindim ki, bunu &amp;acirc;deta g&amp;ouml;zlerimle g&amp;ouml;r&amp;uuml;yordum. 1937 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;middot;&amp;nbsp;Cumhuriyet ahlak &amp;uuml;st&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;ne dayanan bir &amp;uuml;lk&amp;uuml;d&amp;uuml;r;Cumhuriyet erdemdir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Mill&amp;icirc; egemenlik &amp;ouml;yle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, ta&amp;ccedil; ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti &amp;uuml;zerine kurulmuş m&amp;uuml;esseseler her tarafta yıkılmağa mahk&amp;ucirc;mdurlar. 1929 &lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hi&amp;ccedil;bir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından &amp;ccedil;ekip alamamıştır ve alamaz.1923 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Bizce: T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n T&amp;uuml;rk tarihinde olduğu gibi bug&amp;uuml;n de en muhterem mevkide, her şeyin &amp;uuml;st&amp;uuml;nde y&amp;uuml;ksek ve şerefli bir mevcudiyettir. Memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhta&amp;ccedil;tır. Alel&amp;acirc;de politikacılıkla milleti par&amp;ccedil;alamak, hıyanettir.1925 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Yeni nesil, en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k cumhuriyet&amp;ccedil;ilik dersini bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; &amp;ouml;ğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri &amp;ouml;ğretmenlerden alacaktır. 1924 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;T&amp;uuml;rk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de b&amp;uuml;t&amp;uuml;n milletlerden &amp;uuml;st&amp;uuml;nd&amp;uuml;r. Bu eser, T&amp;uuml;rk milletinin h&amp;uuml;rriyet ve bağımsızlık fikrinin &amp;ouml;lmez &amp;acirc;bidesidir. Bu eseri meydana getiren bir milletin evl&amp;acirc;dı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan daima mesut ve bahtiyarım. 1927 &lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Hi&amp;ccedil;bir s&amp;ouml;z&amp;uuml;mde milletime karşı geri alma durumunda kalmadım. Onları s&amp;ouml;ylerken bir hayal peşinde koşan gibi, hayal şakıyan bir şair gibi değil, onları s&amp;ouml;ylemekliğim bu milletteki kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi.1923 &lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;Milletimiz &amp;ccedil;ok b&amp;uuml;y&amp;uuml;kt&amp;uuml;r. Hi&amp;ccedil; korkmayalım. O, esaret ve aşağılığı kabul etmez.1919 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;T&amp;uuml;rk milletinin istidadı ve kat&amp;icirc; kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan, ilerlemektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;T&amp;uuml;rk k&amp;ouml;yl&amp;uuml;s&amp;uuml;n&amp;uuml; 'Efendi' yerine getirmedik&amp;ccedil;e memleket ve millet y&amp;uuml;kselemez İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri g&amp;ouml;r&amp;uuml;lemez; millet ve devlet şeref ve bağımsızlığı temin edilemez.1927 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;middot;&amp;nbsp;Mesuliyet y&amp;uuml;k&amp;uuml; herşeyden, &amp;ouml;l&amp;uuml;mden de ağırdır.1915&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;D&amp;uuml;nya &amp;uuml;zerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yeg&amp;acirc;ne millet T&amp;uuml;rklerdir. 1937 &lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;middot;&lt;span&gt;&amp;nbsp;T&amp;uuml;rk, esaret kabul etmeyen bir millettir. T&amp;uuml;rk milleti esir olmamıştır. Ben gerektiği zaman en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k hediyem olmak &amp;uuml;zere T&amp;uuml;rk milletine canımı vereceğim.1937 &lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;middot;&amp;nbsp;Dolayısıyla ya istikl&amp;acirc;l, ya &amp;ouml;l&amp;uuml;m! 1920.&lt;/div&gt;</description><pubDate>2009-03-30T13:35:28.0000000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=e0be3241-3aa0-4b34-a9b2-19a8359b3637</link></item><item><title>Anılarla ATATÜRK</title><description>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;HAPI YUTARDI&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;Atat&amp;uuml;rk Galatasaray Lisesi'nde &amp;ouml;ğrencilerden birine sordu:&lt;br /&gt;
-Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?&lt;br /&gt;
&amp;Ouml;ğrenci,&amp;ccedil;abuk yanıt vermek i&amp;ccedil;in boş bulunup:&lt;br /&gt;
-Hapı yutardı...dedi.&lt;br /&gt;
Bu yanıt Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n hoşuna gitti.&amp;Ouml;ğrenciye on numara verdi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kral Edvard İstanbul'a geldiği zaman,yatından bir motora binerek Dolmabah&amp;ccedil;e Sarayına yanaştı.&lt;br /&gt;
Atat&amp;uuml;rk rıhtımda onu bekliyordu.Deniz dalgalıydı.Kralın bindiği motor,inip &amp;ccedil;ıkıyordu.&lt;br /&gt;
İmparator rıhtıma &amp;ccedil;ıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı.&lt;br /&gt;
O sırada Atat&amp;uuml;rk elini uzatmış bulunuyordu.&lt;br /&gt;
Bunu g&amp;ouml;ren Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atat&amp;uuml;rk:&lt;br /&gt;
-Yurdumun toprağı temizdir,o elinizi kirletmez,diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma &amp;ccedil;ıkardı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Atat&amp;uuml;rk yazı devrimini ger&amp;ccedil;ekleştirmişti.&lt;br /&gt;
Yaşlı,gen&amp;ccedil;,kadın,erkek t&amp;uuml;m yurttaşlar yeni harfleri &amp;ouml;ğrenmek i&amp;ccedil;in gece g&amp;uuml;nd&amp;uuml;z kurslara gidiyorlardı.&lt;br /&gt;
Devrimi izleyen iki yıl i&amp;ccedil;inde bir bu&amp;ccedil;uk milyon vatandaş okur yazar olmuştu.&lt;br /&gt;
yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır.&lt;br /&gt;
&amp;Ouml;rneğin bazı kimseler kendisine:&lt;br /&gt;
-Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle &amp;ouml;ğretime başlayalım.&lt;br /&gt;
O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve &amp;uuml;niversiteyi izletelim,diyorlardı.&lt;br /&gt;
Atat&amp;uuml;rk bu g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş ve d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerin hi&amp;ccedil;birisine yanaşmadı. -Devrim ya bir anda olur,yada hi&amp;ccedil; olmaz,dedi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;YAPACAKLARIMDAN S&amp;Ouml;Z EDİN&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir soruşturma dolayısıyla,Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n başardığı işlerden Vasıf &amp;Ccedil;ınar s&amp;ouml;z a&amp;ccedil;mıştı.&lt;br /&gt;
Kendisine Sordu:&lt;br /&gt;
-Sizin en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k eseriniz hangisidir?&lt;br /&gt;
Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n kısa cevabı şu olmuştu:&lt;br /&gt;
-Benim yaptığım işler,biri &amp;ouml;tekine bağlı gerekli olan işlerdir.Fakat,bana yaptıklarımdan değil,&lt;br /&gt;
Yapacaklarımdan s&amp;ouml;z edin. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;BAŞ&amp;Ouml;ĞRETMEN ATAT&amp;Uuml;RK&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yazı devriminden sonra(1928),Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n kara tahta başındaki resmi g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;nce,O'na &amp;quot;baş&amp;ouml;ğretmen&amp;quot; denilmeye başlanmıştı.&lt;br /&gt;
Aslında,adlandırmada ge&amp;ccedil; kalınmıştı.&lt;br /&gt;
Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra,bir İstanbul gazetecisi kendisine ş&amp;ouml;yle bir soru y&amp;ouml;neltmişti:&lt;br /&gt;
-Yurdu kurtardınız.Şimdi ne yapmak istrerdiniz?&lt;br /&gt;
Hi&amp;ccedil; duraklamadan şu cevabı vermişti:&lt;br /&gt;
-Milli Eğitim Bakanı olarak T&amp;uuml;rk K&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; Y&amp;uuml;kseltmeye &amp;ccedil;alışmak,en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k amacımdır.&lt;br /&gt;
Ondan sonra Atat&amp;uuml;rk nerede g&amp;ouml;r&amp;uuml;nse,mutlaka orada bir okula girer,&amp;ouml;ğretmen ve &amp;ouml;ğrencilerle konuşurdu.&lt;br /&gt;
Birg&amp;uuml;n Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n yolu k&amp;ouml;y okuluna d&amp;uuml;şt&amp;uuml;.Tek sınıflı okulda bir gen&amp;ccedil; &amp;ouml;ğretmen ders veriyordu.&lt;br /&gt;
Atat&amp;uuml;rk sınıfa girince,&amp;ouml;ğretmen k&amp;uuml;rs&amp;uuml;s&amp;uuml;n&amp;uuml; terk etti.&lt;br /&gt;
Atat&amp;uuml;rk:&lt;br /&gt;
-Hayır,yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz,dedi.Eğer izin verirseniz,bizde sizden faydalanmak isteriz.Sınıfa girdiği zaman,Cumhurbaşkanı bile &amp;ouml;ğretmenden sonra gelir.&lt;/p&gt;</description><pubDate>2009-03-30T13:33:24.0000000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=7f17af94-73a7-4b25-b7d2-9e63cb8c62a3</link></item><item><title>Atatürk Özel</title><description>&lt;iframe height="550" width="100%" frameborder="0" scrolling="no" marginheight="0px" marginwidth="0px" src="http://www.meb.gov.tr/belirligunler/ataturk/ata.html" scroll="none"&gt;&lt;/iframe&gt;</description><pubDate>2009-03-30T13:19:48.0000000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=9e3f9c87-073c-4c0a-aa7f-b0c20ebc4f15</link></item><item><title>Atatürk'ün Hayatı</title><description>&lt;p&gt;&lt;span&gt;Mustafa Kemal Atat&amp;uuml;rk 1881 yılında Sel&amp;acirc;nik'te Kocakasım Mahallesi, Isl&amp;acirc;hh&amp;acirc;ne Caddesi'ndeki &amp;uuml;&amp;ccedil; katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Z&amp;uuml;beyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. y&amp;uuml;zyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Y&amp;ouml;r&amp;uuml;klerindendir. Annesi Z&amp;uuml;beyde Hanım ise Sel&amp;acirc;nik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir T&amp;uuml;rk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Z&amp;uuml;beyde Hanım'la evlendi. Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n beş kardeşinden d&amp;ouml;rd&amp;uuml; k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k yaşlarda &amp;ouml;ld&amp;uuml;, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k Mustafa &amp;ouml;ğrenim &amp;ccedil;ağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde &amp;ouml;ğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne ge&amp;ccedil;ti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir s&amp;uuml;re Rapla &amp;Ccedil;iftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Sel&amp;acirc;nik'e d&amp;ouml;n&amp;uuml;p okulunu bitirdi. Sel&amp;acirc;nik M&amp;uuml;lkiye R&amp;uuml;ştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir s&amp;uuml;re sonra 1893 yılında Askeri R&amp;uuml;ştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik &amp;ouml;ğretmeni Mustafa Bey adına &amp;quot;Kemal&amp;quot; i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İd&amp;acirc;di'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda &amp;ouml;ğrenime başladı. 1902 yılında teğmen r&amp;uuml;tbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te y&amp;uuml;zbaşı r&amp;uuml;tbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde g&amp;ouml;rev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Y&amp;uuml;zbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak g&amp;ouml;rev aldı. 1910 yılında Fransa'ya g&amp;ouml;nderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde &amp;ccedil;alışmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a h&amp;uuml;cumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne b&amp;ouml;lgesinde g&amp;ouml;rev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında b&amp;uuml;y&amp;uuml;k hizmetleri g&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu g&amp;ouml;revde iken 1914 yılında yarbaylığa y&amp;uuml;kseldi. Ateşemiliterlik g&amp;ouml;revi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. D&amp;uuml;nya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. T&amp;uuml;meni kurmak &amp;uuml;zere Tekirdağ'da g&amp;ouml;revlendirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;1914 yılında başlayan I. D&amp;uuml;nya Savaşı'nda, Mustafa Kemal &amp;Ccedil;anakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine &amp;quot;&amp;Ccedil;anakkale ge&amp;ccedil;ilmez! &amp;quot; dedirtti. 18 Mart 1915'te &amp;Ccedil;anakkale Boğazını ge&amp;ccedil;meye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker &amp;ccedil;ıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na &amp;ccedil;ıkan d&amp;uuml;şman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. T&amp;uuml;men Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı &amp;uuml;zerine albaylığa y&amp;uuml;kseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza ge&amp;ccedil;ti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kire&amp;ccedil;tepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. &amp;Ccedil;anakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren T&amp;uuml;rk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine &amp;quot;Ben size taarruzu emretmiyorum, &amp;ouml;lmeyi emrediyorum!&amp;quot; emri cephenin kaderini değiştirmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Mustafa Kemal &amp;Ccedil;anakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da g&amp;ouml;rev aldı. 1 Nisan 1916'da t&amp;uuml;mgeneralliğe y&amp;uuml;kseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa s&amp;uuml;reli g&amp;ouml;revlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak d&amp;ouml;nd&amp;uuml;. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros M&amp;uuml;tarekesi'nin imzalanmasından bir g&amp;uuml;n sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması &amp;uuml;zerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nez&amp;acirc;reti'nde (Bakanlığında) g&amp;ouml;reve başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Mondros M&amp;uuml;tarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları &amp;uuml;zerine; Mustafa Kemal 9. Ordu M&amp;uuml;fettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a &amp;ccedil;ıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle &amp;quot;Milletin istikl&amp;acirc;lini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını &amp;quot; ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya &amp;ccedil;ağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eyl&amp;uuml;l 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu i&amp;ccedil;in izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'nin a&amp;ccedil;ılmasıyla T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda &amp;ouml;nemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve H&amp;uuml;k&amp;uuml;met Başkanlığına Mustafa Kemal se&amp;ccedil;ildi T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonu&amp;ccedil;lanması i&amp;ccedil;in gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;T&amp;uuml;rk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında d&amp;uuml;şmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. D&amp;uuml;nya Savaşı'nın galip devletlerine karşı &amp;ouml;nce Kuv&amp;acirc;-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi d&amp;uuml;zenli orduyu kurdu, Kuv&amp;acirc;-yi Milliye - ordu b&amp;uuml;t&amp;uuml;nleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonu&amp;ccedil;landırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Mustafa Kemal y&amp;ouml;netimindeki T&amp;uuml;rk Kurtuluş Savaşının &amp;ouml;nemli aşamaları şunlardır: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Sarıkamış (20 Eyl&amp;uuml;l 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve G&amp;uuml;mr&amp;uuml;'n&amp;uuml;n (7 Kasım 1920) kurtarılışı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;&amp;Ccedil;ukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;I. İn&amp;ouml;n&amp;uuml; Zaferi (6 -10 Ocak 1921) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;II. İn&amp;ouml;n&amp;uuml; Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eyl&amp;uuml;l 1921) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Zafer (26 Ağustos 9 Eyl&amp;uuml;l 1922) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Sakarya Zaferinden sonra 19 Eyl&amp;uuml;l 1921'de T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal r&amp;uuml;tbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonu&amp;ccedil;landı. B&amp;ouml;ylece Sevr Antlaşması'yla parampar&amp;ccedil;a edilen, T&amp;uuml;rklere 5-6 il b&amp;uuml;y&amp;uuml;kl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde vatan bırakılan T&amp;uuml;rkiye toprakları &amp;uuml;zerinde ulusal birliğe dayalı yeni T&amp;uuml;rk devletinin kurulması i&amp;ccedil;in hi&amp;ccedil;bir engel kalmadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin a&amp;ccedil;ılmasıyla T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu m&amp;uuml;jdelenmiştir. Meclisin T&amp;uuml;rk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla y&amp;ouml;netmesi, yeni T&amp;uuml;rk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hil&amp;acirc;fet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. B&amp;ouml;ylece Osmanlı İmparatorluğu'yla y&amp;ouml;netim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atat&amp;uuml;rk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı se&amp;ccedil;ildi. 30 Ekim 1923 g&amp;uuml;n&amp;uuml; İsmet İn&amp;ouml;n&amp;uuml; tarafından Cumhuriyet'in ilk h&amp;uuml;k&amp;uuml;meti kuruldu. T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti, &amp;quot;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&amp;quot; ve &amp;quot;Yurtta barış cihanda&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;barış&amp;quot; temelleri &amp;uuml;zerinde y&amp;uuml;kselmeye başladı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk T&amp;uuml;rkiye'yi &amp;quot;&amp;Ccedil;ağdaş uygarlık d&amp;uuml;zeyine &amp;ccedil;ıkarmak&amp;quot; amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;1. Siyasal Devrimler:&lt;br /&gt;
&amp;middot; Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)&lt;br /&gt;
&amp;middot; Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)&lt;br /&gt;
&amp;middot; Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2. Toplumsal Devrimler&lt;br /&gt;
&amp;middot; Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)&lt;br /&gt;
&amp;middot; Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)&lt;br /&gt;
&amp;middot; Tekke z&amp;acirc;viye ve t&amp;uuml;rbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)&lt;br /&gt;
&amp;middot; Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)&lt;br /&gt;
&amp;middot; L&amp;acirc;kap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)&lt;br /&gt;
&amp;middot; Uluslararası saat, takvim ve uzunluk &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;lerin kabul&amp;uuml; (1925-1931)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. Hukuk Devrimi :&lt;br /&gt;
&amp;middot; Mecellenin kaldırılması (1924-1937)&lt;br /&gt;
&amp;middot; T&amp;uuml;rk Medeni Kanunu ve diğer kanunların &amp;ccedil;ıkarılarak laik hukuk d&amp;uuml;zenine ge&amp;ccedil;ilmesi (1924-1937)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4. Eğitim ve K&amp;uuml;lt&amp;uuml;r Alanındaki Devrimler:&lt;br /&gt;
&amp;middot; &amp;Ouml;ğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)&lt;br /&gt;
&amp;middot; Yeni T&amp;uuml;rk harflerinin kabul&amp;uuml; (1 Kasım 1928)&lt;br /&gt;
&amp;middot; T&amp;uuml;rk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)&lt;br /&gt;
&amp;middot; &amp;Uuml;niversite &amp;ouml;ğreniminin d&amp;uuml;zenlenmesi (31 Mayıs 1933)&lt;br /&gt;
&amp;middot; G&amp;uuml;zel sanatlarda yenilikler&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. Ekonomi Alanında Devrimler:&lt;br /&gt;
&amp;middot; Aş&amp;acirc;rın kaldırılması&lt;br /&gt;
&amp;middot; &amp;Ccedil;ift&amp;ccedil;inin &amp;ouml;zendirilmesi&lt;br /&gt;
&amp;middot; &amp;Ouml;rnek &amp;ccedil;iftliklerin kurulması&lt;br /&gt;
&amp;middot; Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun &amp;ccedil;ıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması&lt;br /&gt;
&amp;middot; I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e &amp;quot;Atat&amp;uuml;rk&amp;quot; soyadı verildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına se&amp;ccedil;ildi. Bu başkanlık g&amp;ouml;revi, Devlet-H&amp;uuml;k&amp;uuml;met Başkanlığı d&amp;uuml;zeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atat&amp;uuml;rk ilk cumhurbaşkanı se&amp;ccedil;ildi. Anayasa gereğince d&amp;ouml;rt yılda bir cumhurbaşkanlığı se&amp;ccedil;imleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml; yeniden cumhurbaşkanlığına se&amp;ccedil;ti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk sık sık yurt gezilerine &amp;ccedil;ıkarak devlet &amp;ccedil;alışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan y&amp;ouml;nlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla T&amp;uuml;rkiye'yi ziyaret eden yabancı &amp;uuml;lke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan b&amp;uuml;y&amp;uuml;k nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk &amp;ouml;zel yaşamında sadelik i&amp;ccedil;inde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Bir&amp;ccedil;ok yurt gezisine birlikte &amp;ccedil;ıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek s&amp;uuml;rd&amp;uuml;. &amp;Ccedil;ocukları &amp;ccedil;ok seven Atat&amp;uuml;rk Afet (İnan), Sabiha (G&amp;ouml;k&amp;ccedil;en), Fikriye, &amp;Uuml;lk&amp;uuml;, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı &amp;ccedil;obanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı &amp;ccedil;ocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;1937 yılında &amp;ccedil;iftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, T&amp;uuml;rk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, m&amp;uuml;zik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve y&amp;uuml;zmeyi &amp;ccedil;ok severdi. Zeybek oyunlarına, g&amp;uuml;reşe, Rumeli t&amp;uuml;rk&amp;uuml;lerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan b&amp;uuml;y&amp;uuml;k keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, k&amp;ouml;peği Fox'a &amp;ccedil;ok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanat&amp;ccedil;ıları davet eder, &amp;uuml;lkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve d&amp;uuml;zenli giyinmeye &amp;ouml;zen g&amp;ouml;sterirdi. Doğayı &amp;ccedil;ok severdi. Sık sık Atat&amp;uuml;rk Orman &amp;Ccedil;iftliği'ne gider, &amp;ccedil;alışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;ATAT&amp;Uuml;RK'&amp;Uuml;N SON YILLARI VE &amp;Ouml;L&amp;Uuml;M&amp;Uuml; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya &amp;ccedil;ıktı. 1938 yılı başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, cidd&amp;icirc; olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonu&amp;ccedil; verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun g&amp;uuml;ndemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana'ya geziye &amp;ccedil;ıktı. Kızgın g&amp;uuml;neş altında asker&amp;icirc; birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atat&amp;uuml;rk, &amp;ccedil;ok yorgun d&amp;uuml;şt&amp;uuml;. &amp;Uuml;lk&amp;uuml; edindiğimill&amp;icirc; dava uğruna kendi sağlığını hi&amp;ccedil;e saydı. G&amp;uuml;ney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya d&amp;ouml;nd&amp;uuml;kten sonra tedavi ve istirahat i&amp;ccedil;in İstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Deniz havası iyi geldiği i&amp;ccedil;in, Savarona Yatı'nda bir s&amp;uuml;re dinlendi. Bu durumda bile &amp;uuml;lke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya kralı ile g&amp;ouml;r&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın y&amp;uuml;r&amp;uuml;rl&amp;uuml;ğe girmesi Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml; &amp;ccedil;ok sevindirip moralini d&amp;uuml;zeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n hastalığı ağırlaşınca Dolmabah&amp;ccedil;e Sarayı'na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan T&amp;uuml;rk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eyl&amp;uuml;l 1938'de vasiyetini yazıp servetinin b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir kısmını T&amp;uuml;rk Tarih ve T&amp;uuml;rk Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu d&amp;uuml;zelir gibi oldu. Fakat, &amp;ccedil;ok arzuladığı h&amp;acirc;lde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl d&amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml; t&amp;ouml;renlerine katılamadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;29 Ekim 1938'de kahraman T&amp;uuml;rk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Cel&amp;acirc;l Bayar tarafından okundu. &amp;quot;Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman T&amp;uuml;rk ordusu!&amp;quot; s&amp;ouml;z&amp;uuml; ile T&amp;uuml;rk Ordusu'nun &amp;ouml;nemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda &amp;quot;T&amp;uuml;rk vatanının ve T&amp;uuml;rk'l&amp;uuml;k camiasının şan ve şerefini, dahil&amp;icirc; ve harici her t&amp;uuml;rl&amp;uuml; tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır&amp;quot; diyerek T&amp;uuml;rk Ordusu'na olan g&amp;uuml;venini belirtmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk 1 Kasım 1938'de T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi'nin a&amp;ccedil;ılış t&amp;ouml;reninde de bulunamadı. Hazırladığı a&amp;ccedil;ılış nutkunu Başbakan Cel&amp;acirc;l Bayar okudu. Atat&amp;uuml;rk bu nutkunda &amp;uuml;lkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri a&amp;ccedil;ıkladı. Bundan başka eğitim ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r konularına da temas edip gen&amp;ccedil;liğin mill&amp;icirc; şuurlu ve modern k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rl&amp;uuml; olarak yetişmesi i&amp;ccedil;in İstanbul &amp;Uuml;niversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara &amp;Uuml;niversitesi'nin tamamlanması ve Van G&amp;ouml;l&amp;uuml; civarında bir &amp;uuml;niversitenin kurulması i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;alışmaların yapıldığını belirtti. T&amp;uuml;rk Tarih ve T&amp;uuml;rk Dil kurumlarının &amp;ccedil;alışmalarından duyduğu memnuniyeti a&amp;ccedil;ıkladı. Ayrıca T&amp;uuml;rk gen&amp;ccedil;liğinin k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması i&amp;ccedil;in Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atat&amp;uuml;rk, &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;ne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n memleketi tekrar derin bir &amp;uuml;z&amp;uuml;nt&amp;uuml; kapladı. Her T&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n kalbi onun kurtulması dileğiyle &amp;ccedil;arpıyordu. Ancak, kurtarılması i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;sterilen &amp;ccedil;abalar sonu&amp;ccedil; vermedi ve korkulan oldu. Dolmabah&amp;ccedil;e Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş ge&amp;ccedil;e, insan i&amp;ccedil;in değişmez kanun, h&amp;uuml;km&amp;uuml;n&amp;uuml; uyguladı. Mustafa Kemal Atat&amp;uuml;rk aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız T&amp;uuml;rk milleti değil, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n d&amp;uuml;nya yasa b&amp;uuml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k, k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k b&amp;uuml;t&amp;uuml;n devletler onun cenaze t&amp;ouml;reninde bulunmak &amp;uuml;zere temsilciler g&amp;ouml;ndererek, T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar g&amp;ouml;nderdiler. 16 Kasım g&amp;uuml;n&amp;uuml; Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n tabutu, Dolmabah&amp;ccedil;e Sarayı'nın b&amp;uuml;y&amp;uuml;k t&amp;ouml;ren salonunda katafalka konuldu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;&amp;Uuml;&amp;ccedil; g&amp;uuml;n &amp;uuml;&amp;ccedil; gece, g&amp;ouml;z&amp;uuml; yaşlı bir insan seli ulu &amp;ouml;nderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım g&amp;uuml;n&amp;uuml; Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına &amp;ccedil;ıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının g&amp;ouml;zyaşları arasında G&amp;uuml;lhane Parkı'na g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Ada a&amp;ccedil;ıklarına kadar, donanmamız ve t&amp;ouml;rene katılmak i&amp;ccedil;in gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, &amp;ouml;zel bir trene kondu. Atalarına son saygı g&amp;ouml;revlerini yapmak &amp;uuml;zere toplanan halkın kalbinde derin bir &amp;uuml;z&amp;uuml;nt&amp;uuml; bırakarak Ankara'ya getirilmek &amp;uuml;zere hareket edildi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;span&gt;Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n vefatı &amp;uuml;zerine cumhurbaşkanı se&amp;ccedil;ilen İsmet İn&amp;ouml;n&amp;uuml;, T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, T&amp;uuml;rkiye B&amp;uuml;y&amp;uuml;k M&amp;icirc;llet Meclisi &amp;ouml;n&amp;uuml;nde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi &amp;ouml;n&amp;uuml;nden saygıyla ge&amp;ccedil;erek son g&amp;ouml;revini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi g&amp;uuml;n&amp;uuml;, sivil ve asker&amp;icirc; y&amp;ouml;neticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir t&amp;ouml;ren yapıldı. Daha sonra Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n tabutu katafalkta alınarak. Etnografya M&amp;uuml;zesinde hazırlanan ge&amp;ccedil;ici kabre kondu. T&amp;uuml;rk milleti daha sonra, bu b&amp;uuml;y&amp;uuml;k insana l&amp;acirc;yık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya M&amp;uuml;zesinden alınan Atat&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebed&amp;icirc; istirahatg&amp;acirc;hına yerleştirildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description><pubDate>2008-06-27T13:27:21.0000000+03:00</pubDate><Author>Gültekin KAYA</Author><link>http://www.atabeyhnk.com/c.aspx?g=8&amp;k=906d62ce-da6f-4548-861d-97367b017ced</link></item></channel></rss>